BİLİMSEL YAYINLAR HAKKINDA
 

BİLİMSEL YAYINLAR HAKKINDA

BİLİMSEL YAYINLAR HAKKINDA AMERICAN CHEMICAL SOCIETY ETİK REHBERİ
www.aek.yildiz.edu.tr/yayin.htm - 37k

Bu dökümandaki rehberlik düzenlemesi ACS'nin Yayın Departmanı tarafından Ocak 1994 te revize edilmiş ve kuruluşun yayın komitesi tarafından onaylanmıştır.

ÖNSÖZ

American Chemical Society kimya mesleği ve toplumuna çeşitli kanallardan geniş ölçüde hizmet eder, bunlar arasında bilimsel ve mühendislik araştırmalarının sonuçlarını yayınlayan dergiler de bulunmaktadır. Her derginin editörü bu dergiye sunulan makalelerin seçimi ve kabul edilmesi için kriterlerin saptanması ve sürdürülmesinden sorumludur. Esasen, bu kriterler kurumun derginin konu alanını tanımlamasından ve editörün bilimsel bir çalışma ve onun presentasyonu için kalite standardı anlayışından türer.


Bir mesleğin temel özelliği, onun yasal üyeleri tarafından kabul edilmesidir ki, bu arzu edilen davranışların ana hatlarını çizer ve üyelerin birbirine ve topluma karşı yükümlülüklerini belirtir. Böyle bir (code=düzgü=kanun) topluma ve mesleğe bir bütün olarak algılanan yararların maksimize edilmesi ve bireylerin egoizmine hizmet edecek hareketlerin sınırlandırılması isteğinden türemektedir. Bilimin ilerlemesi bireyler arasında bilginin paylaşılmasına gereksinim duyar, hatta böyle yapmak bazen daha önce belirtilen bazı acil kişisel avantaja neden olabilir


Bu düşüncelerle, şimdi ACS tarafından yayınlanan dergilerin editörleri, kimyasal araştırma yayınlarına angaje olan kişiler özellikle editörler, yazarlar ve hakemler için, bir dizi etik kurallar (guidelines) sunmaktadırlar. Bu kurallar ahlaki davranışlarda ani bir kriz olması nedeniyle değil fakat, daha çok yüksek etik standartlarının gözlenmesi tüm bilimsel girişimler için o kadar yaşamsaldır ki, bu standartların tanımı tüm ilgililerin dikkatine getirilmelidir.


İnanıyoruz ki, şu anda sunulan etik kuralların pek çoğu zaten bilinmektedir ve deneyimli kimya araştırmacılarının büyük çoğunluğu tarafından imzalanmıştır. Bununla birlikte, bu kurallar yeni başlayan araştırıcılar için yararlı olabilir. Hatta deneyimli araştırıcılar için de bilim pratiğinde karakteristik olan konuları gözden geçirmek için bir fırsat olabilir.


A. BİLİMSEL DERGİ EDİTÖRLERİNİN ETİK YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Bir editör yayınlanmak üzere gönderilen tüm manüskriptlerle yazar/yazarların ırk, din, milliyet, cinsiyet, ustalık veya kurumsal yakınlığına göre yargılamaksızın tarafsız bir şekilde ilgilenmelidir. Ancak editor manüskriptin başkaları tarafından daha önce ya da aynı anda sunulan manüskriptlerle ilişkisini dikkate alabilir.


2. Bir editör yayınlanmak üzere sunulan manüskriptlerle makul bir süratte ilgilenmelidir.


3. Bir ms'ti red ya da kabulünde yegane sorumluluk editörün elindedir. Bu görevin sorumlu ve sağduyulu yapılması için editörün, yayınlanmak üzere sunulan ms'lerin güvenilir ve kaliteli yorumlanmasındaki danışmanlığı ve iyi yargılamaları için seçilen hakemlerin görüşüne gereksinimi vardır. Ancak, eğer ms dergi için uygun bulunmazsa hakemlere gönderilmeksizin geri çevrilebilir.


4. Editör ve yayın kurulu üyeleri incelenmekte olan ms'ler hakkında, kendilerinden mesleki görüş istenenler dışında hiç kimseye hiçbir bilgi ifşa etmezler (ancak, huzuru kaçan ya da ms'leri önceden aranje eden bir editör, benzeri bir ms'tin gelip gelmediğini ya da hazırlanmakta olduğunu öğrenmek için, muhtemel bir yazara ifşaatta bulunabilir). Editör ve yayın kurulu tarafından bir ms'tin kabulüne karar verildikten sonra, yazarın da izni alınarak, ms'tin başlığını ve yazarların ismini açıklayabilir ve yayınlayabilirler.


5. Editör yazarların entellektüel bağımsızlığına saygı göstermelidir.


6. Editor tarafından kaleme alınmış ve editorün çalıştığı dergide yayınlanacak makalenin değerlendirilmesinde, editoryal yetki ve sorumluluk başka bir yetkin kişiye devredilmelidir. Bu kişi aynı dergide çalışan başka bir editör ya da derginin Editorial Advisory Board üyelerinden biri olabilir.


7. Yazarın izni alınmadan, basılmamış bir bilgi, eleştiri ya da yorum, editörün kişisel araştırmalarında kullanılmamalıdır. Ancak, bu tür bir bilgi editörün kendi çalışmalarına neticede yarar sağlamayacağına işaret ediyor olsa bile, etik olarak editör çalışmalarına devem etmelidir. Manuskript bir editörün geçmişteki ya da yürümekte olan bir çalışması ile yakından ilgili ve ilgi çatışması yaratabilecek ise, editör bu manuskript için editoryal sorumluluğu üstlenecek başka bir yetkin kişiyi ayarlamalıdır. Bazı durumlarda editörün araştırma ve planları hakkında yazara bilgi vermesi uygun olabilir.


8. Eğer bir editör, bir editörün dergisinde basılmış bir yayının sonucu ya da ana maddesinin hatalı olduğuna dair ikna edici bir kanıt alırsa, bu editör, hataya işaret eden raporun yayınlanmasını kolaylaştırmalı ve mümkünse hatayı düzeltilmelidir. Düzeltme raporu ya hatayı keşfeden kişi ya da makalenin kendi yazarı tarafından yazılabilir.


9. Yazar, editörden manuskriptin bazı hakemlere gönderilmemesi için istekte bulunabilir. Ancak, editör manuskriptin doğru değerlendirilmesinde bu hakemlerin önemli olduğuna inanırsa, bunlardan bir ya da daha fazlasının hakemliğine karar verebilir. Bu durum, örneğin manuskriptin potansiyel bir hakemin daha önceki çalışmasıyla ciddi fikir aykırılığına sahip manuskriptlerde görülebilir.

B. YAZARIN ETİK YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Bir yazarın ana yükümlülüğü, hem yapılan araştırmanın sonuçlarını kesin olarak vermek, hem de araştırmanın öneminini belirten objektif bir tartışma sunmaktır.


2. Yazar, dergideki alanın hatırı sayılır bir maliyetle yaratılmış, kıymetli bir kaynak olduğunu bilmelidir. Yazar, bu nedenle onu akıllıca ve ekonomik kullanma zorunluluğundadır.


3. İlk araştırma raporu, meslekdaşların çalışmayı tekrarlayabilmesini sağlayacak yeterli bilgiyi ve genel bilgi kaynaklarını içermelidir. Yazarlar, istenildiği taktirde, yazarların yasal haklarını koruyan, materyallerin kullanım alanını sınırlayan, uygun bir materyal transfer anlaşması yaparak, klonlar, mikroorganizmalar, antibadiler gibi, başka bir yerde bulunması mümkün olmayan maddelerin diğer araştırıcılara sağlanmasında çaba sarfetmelidirler.


4. Yazar, rapor edilen çalışmanın tanımlanmasında önemli etkisi olan yayınlara atıfta bulunmalıdır. Bu atıflar, okuyucuyu hızla, sunulan araştırmayı anlamada önemli olan daha önceki çalışmalara yönlendirecektir. Bir değerlendirme yazısı dışında, sunulan araştırmada faydalanılmayacak atıflar asgariye indirmeye çalışılmalıdır. Yazar, önce araştırmasına fayda sağlayabilecek eserler bulmalı, daha sonra buralardan alıntı yapmalıdır. Çalışmada kullanılan kritik materyaller için, yazar olmayan bir kişi tarafından sağlanmış olsa bile, uygun atıflar yapılmalıdır.


5. Araştırmada kullanılan kimyasal madde, ekipman ya da yöntemin tabiatından kaynaklanabilecek herhengibir zarar sunulan raporda açıkça ifade edilmelidir.


6. Araştırma raporlarının bölünmesinden kaçınılmalıdır. Bir sistem ya da sistemin bir grubu üzerinde geniş bir çalışma yapmış olan bir bilimci, herbir yayını, çalışmanın geneli hakkında önemli bir görüşü detaylı verecek şekilde düzenlemelidir. Yayını bölme dergide fazla yer kaplanmasına neden olacağı gibi, gereksiz yere literatür araştırmalarını da karmaşıklaştıracaktır. İlgili çalışma üzerinde yapılan yayınların, aynı dergide ya da sınırlandırılmış sayıda dergide yapılması okuyucuya rahatlık sağlayacaktır.


7. Bir manuskript yayınlanmak üzere bir dergiye gönderilirken, eğer diğer dergilerde basılmak üzere ya da editoryal değerlendirmede bulunan ilgili başka manuskriptleri varsa, yazar bunlar hakkında editörü bilgilendirmelidir. Bu manuskriptlerin kopyaları editöre gönderilmeli ve bunların teslim edilen manuskript ile ilişkisi belirtilmelidir.


8. Esasen yayınlanması uygun görülmeyen ya da geri çekilen bir manuskriptin tekrar gönderimi söz konusu olmadığı sürece, aynı araştırmayı tanımlayan manuskriptleri birden fazla dergiye göndermek uygunsuz bir davranıştır. Genellikle "communication" ya da "letter" olarak daha önceden özet olarak yayınlanmış olan bir çalışmanın, daha sonra genişletilmiş halinin "full paper" olmak üzere gönderilmesine izin verilir. Ancak, bu genişletilmiş manuskript gönderilirken, editör daha önce yapılmış olan "short communication" hakkında editör bilgilendirilmeli ve genişletilmiş manuskriptte bu "short communication"a atıfta bulunulmalıdır.


9. Yazar, genel bilgiler hariç kullanılan her türlü bilginin kaynağını açıklamalıdır. Sohbet, haberleşme ya da tartışma esnasında edinilen bilgiler, bilginin edinildiği araştırıcıdan izin alınmadıkça manuskriptte kullanılmamalıdır.


10. Deneysel ya da teorik bir çalışma bazen başka bir araştırıcının eserinin eleştirilmesini hatta sert bir biçimde eleştirilmesini haklı çıkarabilir. Eğer uygunsa, bu tip eleştiriler yayınlanabilir. Ancak kişisel eleştiriler hiç bir zaman uygun görülmezler.


11. Çalışmaya önemli bilimsel katkıda bulunan, sonuçların sorumluluğunu ve geçerliğini paylaşan tüm araştırıcılar manuskriptte ortak yazar olarak belirtilmelidirler. Katkıda bulunan diğer kişilerden ya dip not olarak ya da teşekkür kısmında bahsedilmelidirler. Araştırmada idari sorumluluk sahibi kişiler ortak yazar olamazlar, ancak bazen tesekkür kısmında kendilerine büyük idari katkılarından dolayı teşekkür edilebilir. Vefat etmiş yazarlar, ölüm tarihini içeren bir dipnotla ortak yazar olarak manuskriptte yer almalıdırlar. Kurgusal isimler, ortak yazar listesine alınmamalıdır. Bir manuskriptti yayına gönderen yazar, ortak yazar olarak kabul edilen kişilerin uygun olup olmadığı hususunda tüm sorumluluğu da üstlenmiş demektir. Yazar, tüm ortak yazarlara manuskripttin birer kopyasını göndermeli ve onlardan ortak yazarlık onayını almış olmalıdır.


12. Yazar, ortaya çıkabilecek olası ilgi çatışmaları hakkında editörü uyarmalıdır. Örneğin, manuskriptin içerdiği araştırma sonuçlarının yayınlanması bir firmanın mali ya da müşavirlik ilgilerini etkileyebildiği durumlar. Yazarlar, yayına gönderilen bir manuskriptteki bilginin yayınlanmasından etkilenecek anlaşma ya da mülkiyet hesabı olmadığından emin olmalıdırlar.

C. HAKEMLERİN ETİK YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Manuskriptin hakemler tarafından incelenmesi, yayınlama sürecinde önemli olduğu kadar, bilimsel yöntemin işleyişi açısından da gereklidir. Bu nedenle her bilimci adil bir eleştiri yapmakla yükümlüdür.


2. Hakem olarak seçilen kişi, kendini yeterli hissetmediği taktirde, manuskripti derhal editöre iade etmelidir.


3. Hakem manuskriptin kalitesini, çalışmanın deneysel ve kuramsal kısımlarını, yorumunu ve ortaya konuluşunu yüksek bilimsel ve edebi standartlara bağlı kalarak değerlendirmelidir. Yazarın entelektüel bağımsızlığına saygı göstermelidir.


4. Hakem, incelemekte olduğu manuskriptin, kendi çalışmakta olduğu konuya ya da baskıda olan bir eserine yakın olması ve bunun ilgi çatışması yaratabileceği durumlarda hassasiyet göstermelidir. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa, manuskripti incelemeksizin derhal geri göndermeli ve editörü olası çatışma ya da önyargıdan haberdar etmelidir. Alternatif olarak, hakem kendisinin çalışmaya olan ilgisine işaret ederek bir değerlendirme yapmak isteyebilir ve bu anlayışla yazara gönderebilir.


5. Hakem, kişisel ya da mesleki yakınlığı olan kişilerce kalem alınmış eserleri, eleştirinin nesnelliğini etkileyebileceği gerekçesiyle, incelemeyi kabul etmemelidir.


6. Hakem, eleştirilmek üzere kendisine gönderilen manuskripti, gizli bir evrak olarak değerlendirmelidir. Bilimsel önerileri sorulabilecek kişiler dışında manuskript diğer uzmanlara gösterilmemeli ve tartışılmamalıdır. Eğer danışıldıysa, danışılan kişiler editöre açıklanmalı, editörün bilgisine sunulmalıdır.


7. Hakem eleştirilerin,i editörün ve yazarın eleştirilerin dayandığı noktaları anlayabilecekleri şekilde ifade etmeli ve desteklemelidir. Daha önceden yayınlanmış bir gözlem ya da tartışmayla ilgili herhangi bir ifadeyle ilgili atıflar eleştirilere eşlik etmelidir. Hakemlerin desteksiz iddiaları değersizdir ve kaçınılmalıdır.


8. Hakem, yazarın diğer bilimcilerin benzeri eserlerine yapabilecekleri hatalı atıflar hususunda uyanık olmalıdırlar. Çünkü, doğru yapılmamış atıflar, yazarın çalışmasının değerini düşürecektir. Hakem değerlendirmede olan manuskriptin, önceden basılmış olan bir eser ya da diğer bir dergiye aynı anda gönderilen diğer bir manuskriptle yakınlığı varsa, editörü uyarmalıdır.


9. Hakem titiz çalışmalı, raporları zamanında bitirmelidir. Eğer hakem kendisine gönderilen manuskripti koşulları gereği değerlendiremeyecekse, hemen geri göndermelidir. Ya da alternatif olarak, hakem editörü olası geçikmeler hususunda bilgilendirebilir ve yeni bir takvim önerebilir.


10. Hakemler incelenmekte olan bir manuskriptteki yayınlanmamış bilgi, tartışma ya da yorumları yazarın izni olmaksızın kullanmamalıdır. Eğer hakem yaptığı değerlendirmenin yararsız olduğunu anlarsa, etik olarak çalışmaya devam etmemelidir. Bazı durumlarda, hakemin kendisinin bu alandaki planları ve araştırmaları hakkında hem yazara hem de editöre bir mektup yazması uygun olabilir.

D. BİLİM DIŞI (POPÜLER) YAYIN YAPAN BİLİMCİLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Popüler edebiyatta eser veren bir bilimci, gözlemlerin hassasiyeti ve yorumların nesnelliği hususunda bilimsel bir yayın veriyormuş gibi aynı yükümlülükler altındadır.


2. Sade vatandaş bilimsel terminolojiyi anlamayacağından, anlaşılabilirliği arttırmak için bilimci yalın bir dil seçebilir. Halkla iletişimde bulunan bilimcilerin önemi düşünüldüğünde, bu anlamda doğrulukta ortaya çıkacak kayıplar bağışlanabilir. Bilimci yine de halka açık yazıların, uyarıların ve röportajların etkin iletişime uygun olması kadar doğru olmasına da özen göstermelidir.


3. Bilimci bir buluşu, deneysel, istatistiksel ve teorik desteklerle güçlendirmeden bilimsel literatür içinde ilan etmemelidir. Bir basın açıklamasını destekleyen deneysel bir çalışma ve sonuçlarına ait veriler, olabildiğince çabuk bilimsel bir yayında yayınlanmak üzere gönderilmelidir. Bilimci şunun farkında olmalıdır ki, bir araştırmanın popüler basında çok geniş açıklaması, bir dergi editörü tarafından ancak, bilimsel dergilerdeki bir "preliminary communication" -yani bilimsel dergilerde bir buluşta öncelik almak isteyen araştırıcıların bilimsel bir dergide haber mahiyetinde yazdıkları kısa yazılar- gibi düşünülebilir.





AKADEMİK YÜKSELTMELER, BİLİM ve ETİK


Ülkemizde son yıllarda bilimsel yayınlar açısından memnuniyet verici bir artış gözlenmektedir. Science Citation Index'e göre 1997 yılında uluslararası yayın sıralamasında Türkiye 27. sıradadır. 1998 yılında ise Türkiye 25. sıraya yükselmiştir. Bu olumlu bir gelişmedir. Bir ülkede ne kadar çok bilimsel araştırma yapılırsa, o ülkenin Bilim ve Teknolojide ilerleme olasılığı o denli yüksek olacak, bu da bir süre sonra ekonomik değer olarak kendini gösterecek ve ülkeyi gerek bilimsel gerekse ekonomik alanda uluslararası arenada rekabet edebilir düzeye getirecektir. Ülkemizde Fen Bilimlerinde uluslararası bilimsel yayınların yapıldığı kurumlar üniversitelerimizin ilgili bölümleri ile TÜBİTAK’a bağlı araştırma enstitüleridir. Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki, bilimsel yayınlar konusunda bazı zihinler hala kavram kargaşası içinde bulunmaktadırlar. O nedenle, bilimsel makale deyince ne anlıyoruz biraz buna bakmak gerekli diye düşünüyorum. Akademik çevrelerde yayın denildiği zaman ne anlaşılmaktadır? Gazetelerde, popüler dergilerde, hakemsiz sektör dergilerinde kişinin kendi konusunda yazmış olduğu makaleleri, derlemeleri yayın olarak kabul edebilir miyiz? Her nerede olursa olsun yayınlanan bilimle ilgili bir makale bir yayın mıdır? HAYIR! Üniversitelerde ve bilimsel çevrelerde yayın denildiği zaman, özgün bir araştırmanın sonuçlarının hakemli bilimsel bir dergide yayınlandığı makale anlaşılmaktadır. Bir makalenin akademik çevrelerdeki anlamıyla bir yayın olabilmesi için:


1) Makalenin bir araştırma makalesi olması ve bu araştırmanın daha önce sadece ülkemizde değil dünyada da yapılmamış olması gerekir,


2) Bu makalede araştırma esnasında kullanılan materyal ve metod, deneysel kısım, tartışma ve sonuç sunulmalıdır,


3) Bu çalışmada hangi yeni buluşun ya da yeniliğin ortaya konulduğu açıklanmalıdır,


4) Çalışmanın tekrarlanabilmesi için araştırmanın nasıl yapıldığı hakkında yeterince detaylı bilgi ve yararlanılan kaynaklar referans olarak verilmelidir.


5) Hakemli bilimsel bir dergiye gönderilen böyle bir makale, dergi tarafından konusunda yetkinleşmiş bilim insanlarından oluşan hakemlere gönderilir. Bu hakemler olumlu ya da olumsuz eleştirilerini yaparlar. Bu eleştirilere verilen yanıtlar, bilimsel tartışmalar hakemleri ikna edebilirse çalışma yayına kabul edilir ve böylece ortaya bilimsel bir yayın çıkar. İşte bu tür yayınlarla Türkiye Dünya listelerinde 45'lerden 25. sıralara yükselmiştir ve yayın denildiği zaman da bu anlaşılır!


Akademik yükseltmelerde adayın bilimsel performansı 1) nitelik, 2) nicelik olarak değerlendirilir. Ardından hakemler kişisel görüşlerini belirtirler.


1) Yayınların nitelik açıdan değerlendirilmesi, Fen Bilimlerinde Science Citation Index'e (SCI) giren dergiler arasındaki sınıflamaya göre yapılır. TÜBİTAK ve TÜBA bilimsel yayın olarak sadece SCI'e giren bilimsel dergilerde yapılan yayınları kabul etmektedirler. SCI'e girmeyen uluslararası dergilerde yapılan bilimsel yayınlar kabul görmemektedir. SCI'e göre dergiler A, B, ve C sınıfı dergiler olarak 3'e ayrılırlar. Önce yayının hangi sınıf dergide yapılmış olduğuna bakılır, ardından her bir yayın SCI'e göre kaç kez atıf almış ve bu atıflardan kaçı yazarın kendi kendine yaptığı atıflardır, ona bakılır. Bundan başka üniversiteler kendi gelişim durumlarına göre SCI'e girmeyen uluslararası dergileri de kabul edebilmektedirler.


2) Bilimsel performansın ölçülmesinde özellikle uluslararası yayınların sayısı önemli bir yer tutmaktadır. Ancak tüm makaleler yukarıda belirttiğimiz yayın kategorisine alınmazlar. Örneğin, derlemeler yukarıda açıklandığı anlamda birer bilimsel makale değildirler ve yayın olarak kabul edilmezler. Derlemelerin yayın sayısına katkısı yoktur. Adı üzerinde, onlar sadece başkalarının eserlerinden ya da kendi eserlerinizden yapmış olduğunuz derlemelerdir ve ayrıca değerlendirilirler. Ancak burada da etik olarak uyulması gereken kurallar vardır. Derleme hazırlanırken yararlanılan eserler kaynakçada verilmelidir. Diyelim ki bir kitap yazdınız ve kendi yazdığınız bu kitaptan bir derleme yaptınız. -Gerçi bunun da etik açıdan ne kadar doğru olduğu ayrı bir tartışma konusudur, ama varsayalım ki daha fazla okuyucu kitlesine ulaşmak için bu yapılmıştır.- Bu derlemede kaynak olarak kitabınızı vermek zorundasınız. Kitabınızı kaynak olarak vermek yerine kitabınızdaki kaynakçayı, derlemede de kaynakça olarak verirseniz bu kabul edilemez ince bir kurnazlıktır, adam kandırmacadır. Aslında Fen Bilimleri alanında Türkiye’de yazarın kendi yapmış olduğu araştırmalarının sonuçlarının toparlanmasıyla yazılmış kitaplar olmadığı için –en azından ben görmedim- zaten yazılan bilimsel kitaplar aslında birer büyük derleme ya da çeviri niteliğindedir. Şimdi bu kitaptan bazı kısımları bir araya getirerek bir makale yaptığınız zaman derlemeden derleme yapmış olursunuz. Ve bu makalede kitabınızı kaynak olarak vermezseniz sanki farklı bir derleme yapmış olduğunuz imajını verirsiniz. Zaten bunu yapmaktaki amaç da yayın sayısını attırma kurnazlığından başka birşey değildir ve etik olarak doğru bir davranış değildir.


Akademik yükseltmelerde yayın sayısı önemli bir ölçüttür. Yayın sayısını arttırmak için, bazı araştırmacılar yaptıkları bir çalışmayı birden fazla dergide yayınlatmaktadırlar. Bu bilim etiği açısından son derece yanlıştır.


Bilimsel dergiler genellikle gönderilen bir makaleyi basmadan önce yazardan telif hakkını dergiye devrettiğine dair bir imza alırlar. Böylece yazarın aynı makaleyi başka bir yerde yayınlamasını önlemiş olurlar. Yüksek düzeydeki bilimsel dergilerin kendi gözden geçirme ve eleme sistemleri vardır ve daha önce basılmış bir makaleyi asla kabul etmezler. Eğer eserimizi bir dergide yayınlatmış ve bu dergiye haber vermeden aynı çalışmayı başka bir dergide de yayınlatmışsak, bu sahtekarlığa girer. Ancak, çok özgün bir çalışma yapılmışsa, dünyada bu konuda çalışan pek çok bilim insanı varsa ve rekabet nedeniyle yayında öncelik alınmak isteniyorsa, çalışma "Short Communication" olarak yayınlanabilir. Burada sadece bir ön bilgilendirme yapılır, deneysel kısım yazılmaz. Daha sonra bu çalışma "full paper" olarak uluslararası tanınmış bilimsel bir dergiye gönderilebilir. Ya da çalışma son derece hızlı yayın yapan bilimsel dergilere -kendi konumla ilgili olarak Tetrahedron Letters'i örnek verebilirim- gönderilebilir. Bu dergiler son derece hızlı yayın yapmaları nedeniyle önemli bilimsel buluşları acilen bilim çevrelerine getirirler.


Pek çok araştırmacı birbirine yakın makaleleri farklı makalelermiş gibi yayınlamaktadırlar. Bunlar bir iki küçük değişiklik yaparak aynı makaleyi değişik bir yayınmış gibi gösterirler. Bu bilimsel çevrelerde hoş karşılanan bir durum değildir ve bir tür sahtekarlıktır.


Bilimsel bir makaleyi neden birden fazla dergide yayınlamak gereği duyulur?


1) Bazen dil sorunu ortaya çıkmaktadır. Diyelim ki bir Japon bilim insanı ilginç bir buluş yaptı ve bunu Japonca olarak ulusal bir dergide yayınladı. O vakit bu buluştan dünyada hiç kimsenin haberi olmayacak, olsa da okuyup anlayamayacaktır. O nedenle, bu çalışmayı uluslararası bir dergide de yayınlama gereği duyulabilir. Bu durumda araştırmacının önce ilk yayın yaptığı derginin editöründen makaleyi ikinci kez başka bir dergide yayınlamak için izin alması gerekir. Ondan sonra hangi dergide ikinci kez eserini yayınlatmayı düşünüyorsa, o derginin editöründen gerekçesini de açıklayarak bu eseri ikinci kez o dergide yayınlamak için izin ister. Her iki editörden de izin alırsa ancak o zaman aynı çalışmayı iki hatta üç kez yayınlayabilir. Ancak her seferinde dipnot olarak makalenin daha önce nerede yayınlandığı belirtilmelidir. Alışılagelmiş yöntem olan bir önceki yayını kaynakçada referans olarak göstermek yeterli değildir. Yalnız burada şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır. Bir makale kaç dergide basılırsa basılsın 1 tek makale olarak kabul edilir. Diyelim ki Yaşar Kemal bir roman yazdı ve bu roman 8 dile çevrildi. Şimdi Yaşar Kemal 8 çeviri bir de orijinalini ilave edersek 9 roman mı yazdı diyeceğiz? Hayır 1 roman yazmıştır ve o bir roman birkaç dile çevrilmiştir. Burada da durum aynıdır.


2) Başka yerlerde yayınlanmış makaleleri yayınlamak isteyen bazı bilimsel
dergiler de vardır. Bu dergiler kendilerince ilginç buldukları makaleleri bir kez de kendi dergilerinde yayınlamak isterler ve sizden istekte bulunurlar. Bu durumda da bir sorun yoktur ancak yine de daha önceki editörden izin alınması ve dipnot olarak daha önce yayınlandığı derginin verilmesi gerekir.


3) Bir araştırma uluslararası ya da ulusal bir kongrede bildiri olarak sunulmuş ve bu bildiri kongrenin çıkarmış olduğu Sempozyum Kitabında tam metin olarak yayınlanmıştır. Ancak bu kitapların dağılımı sınırlı olduğundan sınırlı sayıda okuyucuya ulaşabilir. Araştırmanın çok özgün olması nedeniyle daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabilmesi için bilimsel bir dergide de yayınlanması istenebilir. Yine aynı şekilde, makalenin yayınlanması düşünülen derginin editörüne yazılarak durum anlatılır ve izin istenir. Editörün izninden sonra makale o dergide de yayınlanabilir.


4) Bazı çevreler yurt dışındaki yayınlardan Türkiye’deki araştırıcıların haberinin olmadığı gerekçesiyle mükerrer yayın yaptıklarını ifade etmektedirler. Bu kabul edilebilir bir görüş değildir. Bilimsel araştırma yaptığını iddia eden herkesin kendi konusunda literatür izleyebilecek kadar yabancı dil bilmesi gerekir. Dünyadaki gelişmeleri izleyemiyorsa zaten bu işten vazgeçmelidir.


5) Araştırmalarımızı yurt dışında yayınladığımız zaman bundan yabancıların faydalandığı, bilgilerin dışarı gönderildiği gibi saçma bir görüş de ileri sürülebilmektedir. Bu görüş ileri sürülürken kendi yaptığımız araştırmalar için dünya literatürünü izlediğimiz ve bilimin evrensel olduğu her nedense unutulmaktadır. Çok önemli bir buluş yapılmışsa araştırma yayınlanmadan önce patent alınabilir.


6) Bazen de ilgili ulusal endüstrinin araştırmalardan haberdar olması için mükerrer yayın yapıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu da kabul edilebilir bir görüş değildir. Uygulamalı bilimle uğraşıyorsak, yaptığımız araştırmalar ilgili işkolunun işine yarayacaksa, tabii ki ilgilileri bilgilendirmek bizim görevimizdir. Bu durumda araştırma bilimsel bir dergide yayınlandıktan sonra sektör dergilerinde bilgilendirme yazıları yazılabilir. Endüstriyi bilgilendirmek adına bilim etiğine aykırı davranılamaz.

Bilim etiğine ters düşmeden makalemizi birden fazla dergide yayınlamışsak, yayın listesi verilirken şu şekilde yazılması gerekir:

1) YILMAZ, Ayşe, "Makalenin Adı………………………………………"

Birinci Derginin adı, cilt, sayı, sayfa, (yıl);

İkinci Derginin adı, cilt, sayı, sayfa, (yıl);

Üçüncü Derginin adı, cilt, sayı, sayfa, (yıl).

Burada makalenin ilk yayınlandığı dergi esas alınır.

Hiçbir kurala uymaksızın ben yaptım oldu misali, makaleler ulusal ya da uluslararası birden fazla dergide yayınlatılır ve bu şekilde mükerrer yayınlarla yayın sayısını arttırma yoluna gidilirse, bu bilimsel sahtekarlığa girer1,2. İlgili yayınevlerinden izin almaksızın, eserinizi birden fazla dergide yayınlatıyor, üstelik bu yayınlarla yayın sayısını kabarık göstererek insanları kandırma ve aldatma yoluna gidiyorsanız, işte bu düpedüz sahtekarlıktır! Ve bunun değil tekrarlanması bir defa yapılması dahi affedilmemesi gereken bir suçtur. Bu gibi durumlarda derhal ilgili yayınevleri durumdan haberdar edilmeli ve gereken yasal işlemlere başvurulmalıdır. Bir bilim insanının amacı dünyayı, evreni anlamak, doğruya ulaşmaktır. Doğruyu bulmaya, gerçeği yakalamaya, evreni kavramaya çalışan bir insan bu tip fikir korsanlıklarına tenezzül ve tevessül edebiliyorsa gerçek anlamda bir bilim insanı hüviyetine sahip değil demektir ve akademik olarak yükseltilmemesi gerekir. Ancak üzülerek ifade etmek gerekirse, üniversitelerde akademik yükseltmelerde hakemler gereken hassasiyeti göstermemektedirler. Eş-dost, ahbaplık ilişkileri, adam sendecilik ya da kendileri de aynı şeyleri yapmış olduklarından yahut da yoğun öğrenim yükü dolayısiyle vakitlerinin az olmasından dosyaları gereğince incelememeleri nedeniyle bu tip konular göz ardı edilmekte, üstelik de aman ne kadar çok çalışma yapmış diye övgüler yağdırabilmektedirler. Üniversitelerde bu gibi durumlarda genellikle uygulanan yöntem şudur; eğer adayın dosyasında mükerrer yayınlar varsa, hakem raporlarında bu mükerrer yayınlara işaret edilmekte ancak etik açıdan üzerinde durulmamakta ve adayın akademik olarak yükseltilmesinin uygun olacağı belirtilmektedir. Oysa bu gibi durumlarda yayın sayısının şu ya da bu kadar olması önemli değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bilim etiğine uyulup uyulmadığıdır. Bu, vahim bir durumdur ve buna bir son verilmesi gerekmektedir. Bilimde sahtekarlık sadece bir başkasının eserini kopya etmek ya da başkasının yaptığı bir çalışmayı kendisi yapmış gibi göstermek şeklindeki kaba sahtekarlıklar biçiminde olmamaktadır. Bunların yanı sıra bir de ince kurnazlık şeklinde yapılanları vardır ki, bu yazıda vurgulanmak istenen, bilim etiğine aykırı olduğu halde genellikle gözardı edilen işte bu ince kurnazlıklardır. Bu tür ince yağmacılıkta "kendi kendinden aşırma" ve "aşırandan aşırma" dahi söz konusu olabilmektedir(1). Prof. Dr. Hasan Yazıcıoğlu yağmalamayı üçe ayırmaktadır(1):


Tablo 1. Yağmalama (Plajirizm) Çeşitleri


I. Kaba Yağmalamak
a) Yazılı eseri olduğu gibi aşırmak
b) Yazılı eserin sadece bazı kısımlaını olduğu gibi aşırmak
c) Aşırandan aşırmak


II. İnce Yağmalamak
a) Yazılı eserin tümünü veye kısımlarını değiştirerek aşırmak
b) Başkasının fikrini kendininmiş gibi sunmak


III. Çok İnce Yağmalamak
a) Kendi eserinden gönderme yapmadan alıntı yapmak
b) İstem dışı yağmalamak


Prof. Dr. Özer Bekaroğlu ise bilimde yapılan sahtekarlıkları 7 gruba ayırmaktadır(2):


1. Kopya çekmek

2. Verileri uydurmak

3. Verileri değiştirmek

4. Hakemlik görevini kötüye kullanmak

5. Kitap tercüme ederek, kendi yazmış gibi adını koyarak bastırmak

6. Yayınlanan makaleden diğer ismi veya isimleri silip fotokopisini alarak tek isimle kendi yapmış gibi göstermek

7. Aynı yayını değişik iki veya daha fazla dergiye gönderip bastırarak makale sayısını fazla göstermeye çalışmak.


Burada hakemlere çok büyük bir sorumluluk düşmektedir. Şimdiye kadar bir örneğine rastlanmamakla birlikte, bu tip olaylarla karşılaşıldığı taktirde olumlu rapor veren hakemlerin de sorgulanması gereği ortaya çıkmaktadır. Kongrelere gelince, bir tek yabancı bilim insanı davet edildi diye uluslararası katılımlı olan bir sempozyum, uluslararası bir sempozyum olarak nitelendirilemez. Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir.


Bu gibi fikir sahtekarlıklarına göz yummak demek;


1) Üniversitelerimizin kalitesini değil arttırmak, giderek daha da çok bozulmasına katkıda bulunmak demektir,


2) Binbir umutla geleceğe hazırlanan ve genç olmanın gereği idealist olan gençlerimize kötü örnek olmak ve onları bilim etiğinden uzak yanlış yollara sürüklemek demektir,


3) Gerçek bilim insanlarının yaptıklarına haksızlık etmek demektir,


4) Daha da vahimi üniversitelerin geleceği ile oynamak, ülkemizin geleceğine zarar vermek demektir.


Eğer üniversiteler bilimde etik konusuna gereken hassasiyeti göstermezlerse, bu tip sahtekarlıklara göz yumarlarsa, ülkelerine ve gelecek nesillere en büyük kötülüğü yapmış olurlar. İyiye, güzele, doğru olana yelken açmak yerine ülkedeki yozlaşmayı daha da hızlandırmış olurlar ve bunun vebali altından kalkamazlar. Bu konu hakemlerin bireysel görüşlerine teslim edilemeyecek kadar önemlidir. Bilimde uyulması gereken etik kurallar ve cezai müeyyideler yönetmeliklerde yer almalıdır. Yüksek Öğretim Mevzuatı bu konuda son derece yetersizdir. Bilimde etik tabii ki, bu yazının konusu ile sınırlı değildir. Şahsen hassasiyetle üzerinde durduğum "Kişilik Etiği/Karakter Etiği" ayırımından, insan kopyalamaya kadar uzanmaktadır. Bilimde etik konusunda TÜBA bir çalışma başlatmış olmakla birlikte, Türkiye’de bildiğim kadarıyla herhangi bir yönetmelik bulunmamaktadır. İzlenmesi gereken kuralların saptanması, kriterlerin belirlenmesi ve yasallaştırılması çalışmaları için TÜBA, YÖK ve Üniversiteler Arası Kurul üyelerinden oluşan bir komisyon kurulmalıdır. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği'nde "Bilim ve Etik Komisyonu" bulunmaktadır. Bu kuruluştan da görüş alınarak çalışmalar ivedilikle tamamlanmalı, saptanan kurallar ve yaptırımları üniversite yönetmeliğine girmelidir.


Bunların dışında akademik yükseltmeler için hazırlanan dosyalara radyo, televizyon, gazetelerde çıkan yayınlar konulmamalı ve değerlendirmeye alınmamalıdır. Popülerlik bilimselliğin ölçütü olamaz. Ayrıca, popüler olmakla, popüler olma gayreti içinde olmayı birbirinden ayırmak gerekir. Gerçek bilim insanının popüler olma kaygısı yoktur. Tüm toplum ona karşı dahi olsa, o gerçeği yakalamışsa onu savunur. Bir bilim insanı çalışmalarından, fikirlerinden ötürü popüler olmuşsa, bu onun için çok fazla önemsenecek bir husus değildir, teşekkür eder, üzerinde durmaz. Popüler olma gayreti içinde olmak ise bilimsellikle bağdaşmayan bir hafiflik ve gayri ciddiliktir.
Bilerek bilmeyerek hatalar yapılabilir ancak yapılan hatayı sürdürmemek, farkına varıldığı anda hatadan dönmek de bir erdemdir. Araştırma- Geliştirmeye devlet bütçesinden ayırılan kaynağın fevkalade düşük olduğu, güncel kitaplara ve bilimsel dergilere ulaşmanın hiç de kolay olmadığı Türkiye’nin bugünkü koşullarında kimseden Nobel Ödülü alması (!) beklenemez, ancak bilimin yolunda olmak ve bilim etiğine uygun hareket etmek gerekir. En korkunç olanı ise kişinin bilmediğini bilmemesi, farkında olmaması, hatasını asla kabule yanaşmaması, bir de üstelik haksızlığa uğradığına inanmasıdır.


Üniversiteler diğer devlet kurumlarından farklı kuruluşlardır. Sırası gelen, belli bir yılı dolduran elemanların belli ünvanlara ulaşacağı düşüncesi ve beklentisi yanlıştır. Üniversitelerde bilimsel bakımdan güçlü elemanların ilerlemesini özendirici, zayıf elemanların ise elenmesini sağlayan bir mekanizma ödün verilmeksizin işletilmelidir. Akademik görgü ve düşünceyi kavrayabilenlerin, belli akademik kriterleri yerine getirebilenlerin üniversitede ilerlemesi, buna ulaşamayanların daha başarılı olabilecekleri diğer alanlara kaymaları gerekir.


KAYNAKLAR:
1. Hasan YAZICI, "Üniversitede Özgün Bilim Üretimi", Türkiye Bilimler Akademisi, Bilimsel Toplantılar Serileri:1; Dünya'da ve Türkiye'de Bilim, Etik ve Üniversite, s. 85 (1994).
2. Özer BEKAROĞLU, "Dünya'da ve Türkiye'de Bilimsel Sahtekarlık", KSÜ Rektörlüğü Yayınları:46, s. 5-6 (1998).

Nezhun GÖREN
Prof. Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü

YAZARIN NOTU: Bu makale bir hayli kısaltılmış olarak ve maalesef yazarın izni alınmaksızın başlığı ve içeriği değiştirilerek 27 Haziran 1999 Cumhuriyet, Bilim-Teknik Dergisinde yayınlanmıştır. Aslında bu da yayın etiğine aykırı bir tutumdur.



Sayfa Başı

--------------------------------------------------------------------------------

| Baslarken | Bilim Etiği ve Bilimde Sahtekarlık | Yayın Etiği | Akademik Yükseltmeler Bilim ve Etik | AEK Üyeleri | Linkler | Bilimadamı Olmak | Etkinlikler | Ulaşım



Bu dökümandaki rehberlik düzenlemesi ACS'nin Yayın Departmanı tarafından Ocak 1994 te revize edilmiş ve kuruluşun yayın komitesi tarafından onaylanmıştır.

ÖNSÖZ

American Chemical Society kimya mesleği ve toplumuna çeşitli kanallardan geniş ölçüde hizmet eder, bunlar arasında bilimsel ve mühendislik araştırmalarının sonuçlarını yayınlayan dergiler de bulunmaktadır. Her derginin editörü bu dergiye sunulan makalelerin seçimi ve kabul edilmesi için kriterlerin saptanması ve sürdürülmesinden sorumludur. Esasen, bu kriterler kurumun derginin konu alanını tanımlamasından ve editörün bilimsel bir çalışma ve onun presentasyonu için kalite standardı anlayışından türer.


Bir mesleğin temel özelliği, onun yasal üyeleri tarafından kabul edilmesidir ki, bu arzu edilen davranışların ana hatlarını çizer ve üyelerin birbirine ve topluma karşı yükümlülüklerini belirtir. Böyle bir (code=düzgü=kanun) topluma ve mesleğe bir bütün olarak algılanan yararların maksimize edilmesi ve bireylerin egoizmine hizmet edecek hareketlerin sınırlandırılması isteğinden türemektedir. Bilimin ilerlemesi bireyler arasında bilginin paylaşılmasına gereksinim duyar, hatta böyle yapmak bazen daha önce belirtilen bazı acil kişisel avantaja neden olabilir


Bu düşüncelerle, şimdi ACS tarafından yayınlanan dergilerin editörleri, kimyasal araştırma yayınlarına angaje olan kişiler özellikle editörler, yazarlar ve hakemler için, bir dizi etik kurallar (guidelines) sunmaktadırlar. Bu kurallar ahlaki davranışlarda ani bir kriz olması nedeniyle değil fakat, daha çok yüksek etik standartlarının gözlenmesi tüm bilimsel girişimler için o kadar yaşamsaldır ki, bu standartların tanımı tüm ilgililerin dikkatine getirilmelidir.


İnanıyoruz ki, şu anda sunulan etik kuralların pek çoğu zaten bilinmektedir ve deneyimli kimya araştırmacılarının büyük çoğunluğu tarafından imzalanmıştır. Bununla birlikte, bu kurallar yeni başlayan araştırıcılar için yararlı olabilir. Hatta deneyimli araştırıcılar için de bilim pratiğinde karakteristik olan konuları gözden geçirmek için bir fırsat olabilir.


A. BİLİMSEL DERGİ EDİTÖRLERİNİN ETİK YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Bir editör yayınlanmak üzere gönderilen tüm manüskriptlerle yazar/yazarların ırk, din, milliyet, cinsiyet, ustalık veya kurumsal yakınlığına göre yargılamaksızın tarafsız bir şekilde ilgilenmelidir. Ancak editor manüskriptin başkaları tarafından daha önce ya da aynı anda sunulan manüskriptlerle ilişkisini dikkate alabilir.


2. Bir editör yayınlanmak üzere sunulan manüskriptlerle makul bir süratte ilgilenmelidir.


3. Bir ms'ti red ya da kabulünde yegane sorumluluk editörün elindedir. Bu görevin sorumlu ve sağduyulu yapılması için editörün, yayınlanmak üzere sunulan ms'lerin güvenilir ve kaliteli yorumlanmasındaki danışmanlığı ve iyi yargılamaları için seçilen hakemlerin görüşüne gereksinimi vardır. Ancak, eğer ms dergi için uygun bulunmazsa hakemlere gönderilmeksizin geri çevrilebilir.


4. Editör ve yayın kurulu üyeleri incelenmekte olan ms'ler hakkında, kendilerinden mesleki görüş istenenler dışında hiç kimseye hiçbir bilgi ifşa etmezler (ancak, huzuru kaçan ya da ms'leri önceden aranje eden bir editör, benzeri bir ms'tin gelip gelmediğini ya da hazırlanmakta olduğunu öğrenmek için, muhtemel bir yazara ifşaatta bulunabilir). Editör ve yayın kurulu tarafından bir ms'tin kabulüne karar verildikten sonra, yazarın da izni alınarak, ms'tin başlığını ve yazarların ismini açıklayabilir ve yayınlayabilirler.


5. Editör yazarların entellektüel bağımsızlığına saygı göstermelidir.


6. Editor tarafından kaleme alınmış ve editorün çalıştığı dergide yayınlanacak makalenin değerlendirilmesinde, editoryal yetki ve sorumluluk başka bir yetkin kişiye devredilmelidir. Bu kişi aynı dergide çalışan başka bir editör ya da derginin Editorial Advisory Board üyelerinden biri olabilir.


7. Yazarın izni alınmadan, basılmamış bir bilgi, eleştiri ya da yorum, editörün kişisel araştırmalarında kullanılmamalıdır. Ancak, bu tür bir bilgi editörün kendi çalışmalarına neticede yarar sağlamayacağına işaret ediyor olsa bile, etik olarak editör çalışmalarına devem etmelidir. Manuskript bir editörün geçmişteki ya da yürümekte olan bir çalışması ile yakından ilgili ve ilgi çatışması yaratabilecek ise, editör bu manuskript için editoryal sorumluluğu üstlenecek başka bir yetkin kişiyi ayarlamalıdır. Bazı durumlarda editörün araştırma ve planları hakkında yazara bilgi vermesi uygun olabilir.


8. Eğer bir editör, bir editörün dergisinde basılmış bir yayının sonucu ya da ana maddesinin hatalı olduğuna dair ikna edici bir kanıt alırsa, bu editör, hataya işaret eden raporun yayınlanmasını kolaylaştırmalı ve mümkünse hatayı düzeltilmelidir. Düzeltme raporu ya hatayı keşfeden kişi ya da makalenin kendi yazarı tarafından yazılabilir.


9. Yazar, editörden manuskriptin bazı hakemlere gönderilmemesi için istekte bulunabilir. Ancak, editör manuskriptin doğru değerlendirilmesinde bu hakemlerin önemli olduğuna inanırsa, bunlardan bir ya da daha fazlasının hakemliğine karar verebilir. Bu durum, örneğin manuskriptin potansiyel bir hakemin daha önceki çalışmasıyla ciddi fikir aykırılığına sahip manuskriptlerde görülebilir.

B. YAZARIN ETİK YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Bir yazarın ana yükümlülüğü, hem yapılan araştırmanın sonuçlarını kesin olarak vermek, hem de araştırmanın öneminini belirten objektif bir tartışma sunmaktır.


2. Yazar, dergideki alanın hatırı sayılır bir maliyetle yaratılmış, kıymetli bir kaynak olduğunu bilmelidir. Yazar, bu nedenle onu akıllıca ve ekonomik kullanma zorunluluğundadır.


3. İlk araştırma raporu, meslekdaşların çalışmayı tekrarlayabilmesini sağlayacak yeterli bilgiyi ve genel bilgi kaynaklarını içermelidir. Yazarlar, istenildiği taktirde, yazarların yasal haklarını koruyan, materyallerin kullanım alanını sınırlayan, uygun bir materyal transfer anlaşması yaparak, klonlar, mikroorganizmalar, antibadiler gibi, başka bir yerde bulunması mümkün olmayan maddelerin diğer araştırıcılara sağlanmasında çaba sarfetmelidirler.


4. Yazar, rapor edilen çalışmanın tanımlanmasında önemli etkisi olan yayınlara atıfta bulunmalıdır. Bu atıflar, okuyucuyu hızla, sunulan araştırmayı anlamada önemli olan daha önceki çalışmalara yönlendirecektir. Bir değerlendirme yazısı dışında, sunulan araştırmada faydalanılmayacak atıflar asgariye indirmeye çalışılmalıdır. Yazar, önce araştırmasına fayda sağlayabilecek eserler bulmalı, daha sonra buralardan alıntı yapmalıdır. Çalışmada kullanılan kritik materyaller için, yazar olmayan bir kişi tarafından sağlanmış olsa bile, uygun atıflar yapılmalıdır.


5. Araştırmada kullanılan kimyasal madde, ekipman ya da yöntemin tabiatından kaynaklanabilecek herhengibir zarar sunulan raporda açıkça ifade edilmelidir.


6. Araştırma raporlarının bölünmesinden kaçınılmalıdır. Bir sistem ya da sistemin bir grubu üzerinde geniş bir çalışma yapmış olan bir bilimci, herbir yayını, çalışmanın geneli hakkında önemli bir görüşü detaylı verecek şekilde düzenlemelidir. Yayını bölme dergide fazla yer kaplanmasına neden olacağı gibi, gereksiz yere literatür araştırmalarını da karmaşıklaştıracaktır. İlgili çalışma üzerinde yapılan yayınların, aynı dergide ya da sınırlandırılmış sayıda dergide yapılması okuyucuya rahatlık sağlayacaktır.


7. Bir manuskript yayınlanmak üzere bir dergiye gönderilirken, eğer diğer dergilerde basılmak üzere ya da editoryal değerlendirmede bulunan ilgili başka manuskriptleri varsa, yazar bunlar hakkında editörü bilgilendirmelidir. Bu manuskriptlerin kopyaları editöre gönderilmeli ve bunların teslim edilen manuskript ile ilişkisi belirtilmelidir.


8. Esasen yayınlanması uygun görülmeyen ya da geri çekilen bir manuskriptin tekrar gönderimi söz konusu olmadığı sürece, aynı araştırmayı tanımlayan manuskriptleri birden fazla dergiye göndermek uygunsuz bir davranıştır. Genellikle "communication" ya da "letter" olarak daha önceden özet olarak yayınlanmış olan bir çalışmanın, daha sonra genişletilmiş halinin "full paper" olmak üzere gönderilmesine izin verilir. Ancak, bu genişletilmiş manuskript gönderilirken, editör daha önce yapılmış olan "short communication" hakkında editör bilgilendirilmeli ve genişletilmiş manuskriptte bu "short communication"a atıfta bulunulmalıdır.


9. Yazar, genel bilgiler hariç kullanılan her türlü bilginin kaynağını açıklamalıdır. Sohbet, haberleşme ya da tartışma esnasında edinilen bilgiler, bilginin edinildiği araştırıcıdan izin alınmadıkça manuskriptte kullanılmamalıdır.


10. Deneysel ya da teorik bir çalışma bazen başka bir araştırıcının eserinin eleştirilmesini hatta sert bir biçimde eleştirilmesini haklı çıkarabilir. Eğer uygunsa, bu tip eleştiriler yayınlanabilir. Ancak kişisel eleştiriler hiç bir zaman uygun görülmezler.


11. Çalışmaya önemli bilimsel katkıda bulunan, sonuçların sorumluluğunu ve geçerliğini paylaşan tüm araştırıcılar manuskriptte ortak yazar olarak belirtilmelidirler. Katkıda bulunan diğer kişilerden ya dip not olarak ya da teşekkür kısmında bahsedilmelidirler. Araştırmada idari sorumluluk sahibi kişiler ortak yazar olamazlar, ancak bazen tesekkür kısmında kendilerine büyük idari katkılarından dolayı teşekkür edilebilir. Vefat etmiş yazarlar, ölüm tarihini içeren bir dipnotla ortak yazar olarak manuskriptte yer almalıdırlar. Kurgusal isimler, ortak yazar listesine alınmamalıdır. Bir manuskriptti yayına gönderen yazar, ortak yazar olarak kabul edilen kişilerin uygun olup olmadığı hususunda tüm sorumluluğu da üstlenmiş demektir. Yazar, tüm ortak yazarlara manuskripttin birer kopyasını göndermeli ve onlardan ortak yazarlık onayını almış olmalıdır.


12. Yazar, ortaya çıkabilecek olası ilgi çatışmaları hakkında editörü uyarmalıdır. Örneğin, manuskriptin içerdiği araştırma sonuçlarının yayınlanması bir firmanın mali ya da müşavirlik ilgilerini etkileyebildiği durumlar. Yazarlar, yayına gönderilen bir manuskriptteki bilginin yayınlanmasından etkilenecek anlaşma ya da mülkiyet hesabı olmadığından emin olmalıdırlar.

C. HAKEMLERİN ETİK YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Manuskriptin hakemler tarafından incelenmesi, yayınlama sürecinde önemli olduğu kadar, bilimsel yöntemin işleyişi açısından da gereklidir. Bu nedenle her bilimci adil bir eleştiri yapmakla yükümlüdür.


2. Hakem olarak seçilen kişi, kendini yeterli hissetmediği taktirde, manuskripti derhal editöre iade etmelidir.


3. Hakem manuskriptin kalitesini, çalışmanın deneysel ve kuramsal kısımlarını, yorumunu ve ortaya konuluşunu yüksek bilimsel ve edebi standartlara bağlı kalarak değerlendirmelidir. Yazarın entelektüel bağımsızlığına saygı göstermelidir.


4. Hakem, incelemekte olduğu manuskriptin, kendi çalışmakta olduğu konuya ya da baskıda olan bir eserine yakın olması ve bunun ilgi çatışması yaratabileceği durumlarda hassasiyet göstermelidir. Eğer böyle bir durum ortaya çıkarsa, manuskripti incelemeksizin derhal geri göndermeli ve editörü olası çatışma ya da önyargıdan haberdar etmelidir. Alternatif olarak, hakem kendisinin çalışmaya olan ilgisine işaret ederek bir değerlendirme yapmak isteyebilir ve bu anlayışla yazara gönderebilir.


5. Hakem, kişisel ya da mesleki yakınlığı olan kişilerce kalem alınmış eserleri, eleştirinin nesnelliğini etkileyebileceği gerekçesiyle, incelemeyi kabul etmemelidir.


6. Hakem, eleştirilmek üzere kendisine gönderilen manuskripti, gizli bir evrak olarak değerlendirmelidir. Bilimsel önerileri sorulabilecek kişiler dışında manuskript diğer uzmanlara gösterilmemeli ve tartışılmamalıdır. Eğer danışıldıysa, danışılan kişiler editöre açıklanmalı, editörün bilgisine sunulmalıdır.


7. Hakem eleştirilerin,i editörün ve yazarın eleştirilerin dayandığı noktaları anlayabilecekleri şekilde ifade etmeli ve desteklemelidir. Daha önceden yayınlanmış bir gözlem ya da tartışmayla ilgili herhangi bir ifadeyle ilgili atıflar eleştirilere eşlik etmelidir. Hakemlerin desteksiz iddiaları değersizdir ve kaçınılmalıdır.


8. Hakem, yazarın diğer bilimcilerin benzeri eserlerine yapabilecekleri hatalı atıflar hususunda uyanık olmalıdırlar. Çünkü, doğru yapılmamış atıflar, yazarın çalışmasının değerini düşürecektir. Hakem değerlendirmede olan manuskriptin, önceden basılmış olan bir eser ya da diğer bir dergiye aynı anda gönderilen diğer bir manuskriptle yakınlığı varsa, editörü uyarmalıdır.


9. Hakem titiz çalışmalı, raporları zamanında bitirmelidir. Eğer hakem kendisine gönderilen manuskripti koşulları gereği değerlendiremeyecekse, hemen geri göndermelidir. Ya da alternatif olarak, hakem editörü olası geçikmeler hususunda bilgilendirebilir ve yeni bir takvim önerebilir.


10. Hakemler incelenmekte olan bir manuskriptteki yayınlanmamış bilgi, tartışma ya da yorumları yazarın izni olmaksızın kullanmamalıdır. Eğer hakem yaptığı değerlendirmenin yararsız olduğunu anlarsa, etik olarak çalışmaya devam etmemelidir. Bazı durumlarda, hakemin kendisinin bu alandaki planları ve araştırmaları hakkında hem yazara hem de editöre bir mektup yazması uygun olabilir.

D. BİLİM DIŞI (POPÜLER) YAYIN YAPAN BİLİMCİLERİN YÜKÜMLÜLÜKLERİ :


1. Popüler edebiyatta eser veren bir bilimci, gözlemlerin hassasiyeti ve yorumların nesnelliği hususunda bilimsel bir yayın veriyormuş gibi aynı yükümlülükler altındadır.


2. Sade vatandaş bilimsel terminolojiyi anlamayacağından, anlaşılabilirliği arttırmak için bilimci yalın bir dil seçebilir. Halkla iletişimde bulunan bilimcilerin önemi düşünüldüğünde, bu anlamda doğrulukta ortaya çıkacak kayıplar bağışlanabilir. Bilimci yine de halka açık yazıların, uyarıların ve röportajların etkin iletişime uygun olması kadar doğru olmasına da özen göstermelidir.


3. Bilimci bir buluşu, deneysel, istatistiksel ve teorik desteklerle güçlendirmeden bilimsel literatür içinde ilan etmemelidir. Bir basın açıklamasını destekleyen deneysel bir çalışma ve sonuçlarına ait veriler, olabildiğince çabuk bilimsel bir yayında yayınlanmak üzere gönderilmelidir. Bilimci şunun farkında olmalıdır ki, bir araştırmanın popüler basında çok geniş açıklaması, bir dergi editörü tarafından ancak, bilimsel dergilerdeki bir "preliminary communication" -yani bilimsel dergilerde bir buluşta öncelik almak isteyen araştırıcıların bilimsel bir dergide haber mahiyetinde yazdıkları kısa yazılar- gibi düşünülebilir.





AKADEMİK YÜKSELTMELER, BİLİM ve ETİK


Ülkemizde son yıllarda bilimsel yayınlar açısından memnuniyet verici bir artış gözlenmektedir. Science Citation Index'e göre 1997 yılında uluslararası yayın sıralamasında Türkiye 27. sıradadır. 1998 yılında ise Türkiye 25. sıraya yükselmiştir. Bu olumlu bir gelişmedir. Bir ülkede ne kadar çok bilimsel araştırma yapılırsa, o ülkenin Bilim ve Teknolojide ilerleme olasılığı o denli yüksek olacak, bu da bir süre sonra ekonomik değer olarak kendini gösterecek ve ülkeyi gerek bilimsel gerekse ekonomik alanda uluslararası arenada rekabet edebilir düzeye getirecektir. Ülkemizde Fen Bilimlerinde uluslararası bilimsel yayınların yapıldığı kurumlar üniversitelerimizin ilgili bölümleri ile TÜBİTAK’a bağlı araştırma enstitüleridir. Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki, bilimsel yayınlar konusunda bazı zihinler hala kavram kargaşası içinde bulunmaktadırlar. O nedenle, bilimsel makale deyince ne anlıyoruz biraz buna bakmak gerekli diye düşünüyorum. Akademik çevrelerde yayın denildiği zaman ne anlaşılmaktadır? Gazetelerde, popüler dergilerde, hakemsiz sektör dergilerinde kişinin kendi konusunda yazmış olduğu makaleleri, derlemeleri yayın olarak kabul edebilir miyiz? Her nerede olursa olsun yayınlanan bilimle ilgili bir makale bir yayın mıdır? HAYIR! Üniversitelerde ve bilimsel çevrelerde yayın denildiği zaman, özgün bir araştırmanın sonuçlarının hakemli bilimsel bir dergide yayınlandığı makale anlaşılmaktadır. Bir makalenin akademik çevrelerdeki anlamıyla bir yayın olabilmesi için:


1) Makalenin bir araştırma makalesi olması ve bu araştırmanın daha önce sadece ülkemizde değil dünyada da yapılmamış olması gerekir,


2) Bu makalede araştırma esnasında kullanılan materyal ve metod, deneysel kısım, tartışma ve sonuç sunulmalıdır,


3) Bu çalışmada hangi yeni buluşun ya da yeniliğin ortaya konulduğu açıklanmalıdır,


4) Çalışmanın tekrarlanabilmesi için araştırmanın nasıl yapıldığı hakkında yeterince detaylı bilgi ve yararlanılan kaynaklar referans olarak verilmelidir.


5) Hakemli bilimsel bir dergiye gönderilen böyle bir makale, dergi tarafından konusunda yetkinleşmiş bilim insanlarından oluşan hakemlere gönderilir. Bu hakemler olumlu ya da olumsuz eleştirilerini yaparlar. Bu eleştirilere verilen yanıtlar, bilimsel tartışmalar hakemleri ikna edebilirse çalışma yayına kabul edilir ve böylece ortaya bilimsel bir yayın çıkar. İşte bu tür yayınlarla Türkiye Dünya listelerinde 45'lerden 25. sıralara yükselmiştir ve yayın denildiği zaman da bu anlaşılır!


Akademik yükseltmelerde adayın bilimsel performansı 1) nitelik, 2) nicelik olarak değerlendirilir. Ardından hakemler kişisel görüşlerini belirtirler.


1) Yayınların nitelik açıdan değerlendirilmesi, Fen Bilimlerinde Science Citation Index'e (SCI) giren dergiler arasındaki sınıflamaya göre yapılır. TÜBİTAK ve TÜBA bilimsel yayın olarak sadece SCI'e giren bilimsel dergilerde yapılan yayınları kabul etmektedirler. SCI'e girmeyen uluslararası dergilerde yapılan bilimsel yayınlar kabul görmemektedir. SCI'e göre dergiler A, B, ve C sınıfı dergiler olarak 3'e ayrılırlar. Önce yayının hangi sınıf dergide yapılmış olduğuna bakılır, ardından her bir yayın SCI'e göre kaç kez atıf almış ve bu atıflardan kaçı yazarın kendi kendine yaptığı atıflardır, ona bakılır. Bundan başka üniversiteler kendi gelişim durumlarına göre SCI'e girmeyen uluslararası dergileri de kabul edebilmektedirler.


2) Bilimsel performansın ölçülmesinde özellikle uluslararası yayınların sayısı önemli bir yer tutmaktadır. Ancak tüm makaleler yukarıda belirttiğimiz yayın kategorisine alınmazlar. Örneğin, derlemeler yukarıda açıklandığı anlamda birer bilimsel makale değildirler ve yayın olarak kabul edilmezler. Derlemelerin yayın sayısına katkısı yoktur. Adı üzerinde, onlar sadece başkalarının eserlerinden ya da kendi eserlerinizden yapmış olduğunuz derlemelerdir ve ayrıca değerlendirilirler. Ancak burada da etik olarak uyulması gereken kurallar vardır. Derleme hazırlanırken yararlanılan eserler kaynakçada verilmelidir. Diyelim ki bir kitap yazdınız ve kendi yazdığınız bu kitaptan bir derleme yaptınız. -Gerçi bunun da etik açıdan ne kadar doğru olduğu ayrı bir tartışma konusudur, ama varsayalım ki daha fazla okuyucu kitlesine ulaşmak için bu yapılmıştır.- Bu derlemede kaynak olarak kitabınızı vermek zorundasınız. Kitabınızı kaynak olarak vermek yerine kitabınızdaki kaynakçayı, derlemede de kaynakça olarak verirseniz bu kabul edilemez ince bir kurnazlıktır, adam kandırmacadır. Aslında Fen Bilimleri alanında Türkiye’de yazarın kendi yapmış olduğu araştırmalarının sonuçlarının toparlanmasıyla yazılmış kitaplar olmadığı için –en azından ben görmedim- zaten yazılan bilimsel kitaplar aslında birer büyük derleme ya da çeviri niteliğindedir. Şimdi bu kitaptan bazı kısımları bir araya getirerek bir makale yaptığınız zaman derlemeden derleme yapmış olursunuz. Ve bu makalede kitabınızı kaynak olarak vermezseniz sanki farklı bir derleme yapmış olduğunuz imajını verirsiniz. Zaten bunu yapmaktaki amaç da yayın sayısını attırma kurnazlığından başka birşey değildir ve etik olarak doğru bir davranış değildir.


Akademik yükseltmelerde yayın sayısı önemli bir ölçüttür. Yayın sayısını arttırmak için, bazı araştırmacılar yaptıkları bir çalışmayı birden fazla dergide yayınlatmaktadırlar. Bu bilim etiği açısından son derece yanlıştır.


Bilimsel dergiler genellikle gönderilen bir makaleyi basmadan önce yazardan telif hakkını dergiye devrettiğine dair bir imza alırlar. Böylece yazarın aynı makaleyi başka bir yerde yayınlamasını önlemiş olurlar. Yüksek düzeydeki bilimsel dergilerin kendi gözden geçirme ve eleme sistemleri vardır ve daha önce basılmış bir makaleyi asla kabul etmezler. Eğer eserimizi bir dergide yayınlatmış ve bu dergiye haber vermeden aynı çalışmayı başka bir dergide de yayınlatmışsak, bu sahtekarlığa girer. Ancak, çok özgün bir çalışma yapılmışsa, dünyada bu konuda çalışan pek çok bilim insanı varsa ve rekabet nedeniyle yayında öncelik alınmak isteniyorsa, çalışma "Short Communication" olarak yayınlanabilir. Burada sadece bir ön bilgilendirme yapılır, deneysel kısım yazılmaz. Daha sonra bu çalışma "full paper" olarak uluslararası tanınmış bilimsel bir dergiye gönderilebilir. Ya da çalışma son derece hızlı yayın yapan bilimsel dergilere -kendi konumla ilgili olarak Tetrahedron Letters'i örnek verebilirim- gönderilebilir. Bu dergiler son derece hızlı yayın yapmaları nedeniyle önemli bilimsel buluşları acilen bilim çevrelerine getirirler.


Pek çok araştırmacı birbirine yakın makaleleri farklı makalelermiş gibi yayınlamaktadırlar. Bunlar bir iki küçük değişiklik yaparak aynı makaleyi değişik bir yayınmış gibi gösterirler. Bu bilimsel çevrelerde hoş karşılanan bir durum değildir ve bir tür sahtekarlıktır.


Bilimsel bir makaleyi neden birden fazla dergide yayınlamak gereği duyulur?


1) Bazen dil sorunu ortaya çıkmaktadır. Diyelim ki bir Japon bilim insanı ilginç bir buluş yaptı ve bunu Japonca olarak ulusal bir dergide yayınladı. O vakit bu buluştan dünyada hiç kimsenin haberi olmayacak, olsa da okuyup anlayamayacaktır. O nedenle, bu çalışmayı uluslararası bir dergide de yayınlama gereği duyulabilir. Bu durumda araştırmacının önce ilk yayın yaptığı derginin editöründen makaleyi ikinci kez başka bir dergide yayınlamak için izin alması gerekir. Ondan sonra hangi dergide ikinci kez eserini yayınlatmayı düşünüyorsa, o derginin editöründen gerekçesini de açıklayarak bu eseri ikinci kez o dergide yayınlamak için izin ister. Her iki editörden de izin alırsa ancak o zaman aynı çalışmayı iki hatta üç kez yayınlayabilir. Ancak her seferinde dipnot olarak makalenin daha önce nerede yayınlandığı belirtilmelidir. Alışılagelmiş yöntem olan bir önceki yayını kaynakçada referans olarak göstermek yeterli değildir. Yalnız burada şöyle bir durum ortaya çıkmaktadır. Bir makale kaç dergide basılırsa basılsın 1 tek makale olarak kabul edilir. Diyelim ki Yaşar Kemal bir roman yazdı ve bu roman 8 dile çevrildi. Şimdi Yaşar Kemal 8 çeviri bir de orijinalini ilave edersek 9 roman mı yazdı diyeceğiz? Hayır 1 roman yazmıştır ve o bir roman birkaç dile çevrilmiştir. Burada da durum aynıdır.


2) Başka yerlerde yayınlanmış makaleleri yayınlamak isteyen bazı bilimsel
dergiler de vardır. Bu dergiler kendilerince ilginç buldukları makaleleri bir kez de kendi dergilerinde yayınlamak isterler ve sizden istekte bulunurlar. Bu durumda da bir sorun yoktur ancak yine de daha önceki editörden izin alınması ve dipnot olarak daha önce yayınlandığı derginin verilmesi gerekir.


3) Bir araştırma uluslararası ya da ulusal bir kongrede bildiri olarak sunulmuş ve bu bildiri kongrenin çıkarmış olduğu Sempozyum Kitabında tam metin olarak yayınlanmıştır. Ancak bu kitapların dağılımı sınırlı olduğundan sınırlı sayıda okuyucuya ulaşabilir. Araştırmanın çok özgün olması nedeniyle daha geniş bir okuyucu kitlesine ulaşabilmesi için bilimsel bir dergide de yayınlanması istenebilir. Yine aynı şekilde, makalenin yayınlanması düşünülen derginin editörüne yazılarak durum anlatılır ve izin istenir. Editörün izninden sonra makale o dergide de yayınlanabilir.


4) Bazı çevreler yurt dışındaki yayınlardan Türkiye’deki araştırıcıların haberinin olmadığı gerekçesiyle mükerrer yayın yaptıklarını ifade etmektedirler. Bu kabul edilebilir bir görüş değildir. Bilimsel araştırma yaptığını iddia eden herkesin kendi konusunda literatür izleyebilecek kadar yabancı dil bilmesi gerekir. Dünyadaki gelişmeleri izleyemiyorsa zaten bu işten vazgeçmelidir.


5) Araştırmalarımızı yurt dışında yayınladığımız zaman bundan yabancıların faydalandığı, bilgilerin dışarı gönderildiği gibi saçma bir görüş de ileri sürülebilmektedir. Bu görüş ileri sürülürken kendi yaptığımız araştırmalar için dünya literatürünü izlediğimiz ve bilimin evrensel olduğu her nedense unutulmaktadır. Çok önemli bir buluş yapılmışsa araştırma yayınlanmadan önce patent alınabilir.


6) Bazen de ilgili ulusal endüstrinin araştırmalardan haberdar olması için mükerrer yayın yapıldığı ifade edilmektedir. Ancak bu da kabul edilebilir bir görüş değildir. Uygulamalı bilimle uğraşıyorsak, yaptığımız araştırmalar ilgili işkolunun işine yarayacaksa, tabii ki ilgilileri bilgilendirmek bizim görevimizdir. Bu durumda araştırma bilimsel bir dergide yayınlandıktan sonra sektör dergilerinde bilgilendirme yazıları yazılabilir. Endüstriyi bilgilendirmek adına bilim etiğine aykırı davranılamaz.

Bilim etiğine ters düşmeden makalemizi birden fazla dergide yayınlamışsak, yayın listesi verilirken şu şekilde yazılması gerekir:

1) YILMAZ, Ayşe, "Makalenin Adı………………………………………"

Birinci Derginin adı, cilt, sayı, sayfa, (yıl);

İkinci Derginin adı, cilt, sayı, sayfa, (yıl);

Üçüncü Derginin adı, cilt, sayı, sayfa, (yıl).

Burada makalenin ilk yayınlandığı dergi esas alınır.

Hiçbir kurala uymaksızın ben yaptım oldu misali, makaleler ulusal ya da uluslararası birden fazla dergide yayınlatılır ve bu şekilde mükerrer yayınlarla yayın sayısını arttırma yoluna gidilirse, bu bilimsel sahtekarlığa girer1,2. İlgili yayınevlerinden izin almaksızın, eserinizi birden fazla dergide yayınlatıyor, üstelik bu yayınlarla yayın sayısını kabarık göstererek insanları kandırma ve aldatma yoluna gidiyorsanız, işte bu düpedüz sahtekarlıktır! Ve bunun değil tekrarlanması bir defa yapılması dahi affedilmemesi gereken bir suçtur. Bu gibi durumlarda derhal ilgili yayınevleri durumdan haberdar edilmeli ve gereken yasal işlemlere başvurulmalıdır. Bir bilim insanının amacı dünyayı, evreni anlamak, doğruya ulaşmaktır. Doğruyu bulmaya, gerçeği yakalamaya, evreni kavramaya çalışan bir insan bu tip fikir korsanlıklarına tenezzül ve tevessül edebiliyorsa gerçek anlamda bir bilim insanı hüviyetine sahip değil demektir ve akademik olarak yükseltilmemesi gerekir. Ancak üzülerek ifade etmek gerekirse, üniversitelerde akademik yükseltmelerde hakemler gereken hassasiyeti göstermemektedirler. Eş-dost, ahbaplık ilişkileri, adam sendecilik ya da kendileri de aynı şeyleri yapmış olduklarından yahut da yoğun öğrenim yükü dolayısiyle vakitlerinin az olmasından dosyaları gereğince incelememeleri nedeniyle bu tip konular göz ardı edilmekte, üstelik de aman ne kadar çok çalışma yapmış diye övgüler yağdırabilmektedirler. Üniversitelerde bu gibi durumlarda genellikle uygulanan yöntem şudur; eğer adayın dosyasında mükerrer yayınlar varsa, hakem raporlarında bu mükerrer yayınlara işaret edilmekte ancak etik açıdan üzerinde durulmamakta ve adayın akademik olarak yükseltilmesinin uygun olacağı belirtilmektedir. Oysa bu gibi durumlarda yayın sayısının şu ya da bu kadar olması önemli değildir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, bilim etiğine uyulup uyulmadığıdır. Bu, vahim bir durumdur ve buna bir son verilmesi gerekmektedir. Bilimde sahtekarlık sadece bir başkasının eserini kopya etmek ya da başkasının yaptığı bir çalışmayı kendisi yapmış gibi göstermek şeklindeki kaba sahtekarlıklar biçiminde olmamaktadır. Bunların yanı sıra bir de ince kurnazlık şeklinde yapılanları vardır ki, bu yazıda vurgulanmak istenen, bilim etiğine aykırı olduğu halde genellikle gözardı edilen işte bu ince kurnazlıklardır. Bu tür ince yağmacılıkta "kendi kendinden aşırma" ve "aşırandan aşırma" dahi söz konusu olabilmektedir(1). Prof. Dr. Hasan Yazıcıoğlu yağmalamayı üçe ayırmaktadır(1):


Tablo 1. Yağmalama (Plajirizm) Çeşitleri


I. Kaba Yağmalamak
a) Yazılı eseri olduğu gibi aşırmak
b) Yazılı eserin sadece bazı kısımlaını olduğu gibi aşırmak
c) Aşırandan aşırmak


II. İnce Yağmalamak
a) Yazılı eserin tümünü veye kısımlarını değiştirerek aşırmak
b) Başkasının fikrini kendininmiş gibi sunmak


III. Çok İnce Yağmalamak
a) Kendi eserinden gönderme yapmadan alıntı yapmak
b) İstem dışı yağmalamak


Prof. Dr. Özer Bekaroğlu ise bilimde yapılan sahtekarlıkları 7 gruba ayırmaktadır(2):


1. Kopya çekmek

2. Verileri uydurmak

3. Verileri değiştirmek

4. Hakemlik görevini kötüye kullanmak

5. Kitap tercüme ederek, kendi yazmış gibi adını koyarak bastırmak

6. Yayınlanan makaleden diğer ismi veya isimleri silip fotokopisini alarak tek isimle kendi yapmış gibi göstermek

7. Aynı yayını değişik iki veya daha fazla dergiye gönderip bastırarak makale sayısını fazla göstermeye çalışmak.


Burada hakemlere çok büyük bir sorumluluk düşmektedir. Şimdiye kadar bir örneğine rastlanmamakla birlikte, bu tip olaylarla karşılaşıldığı taktirde olumlu rapor veren hakemlerin de sorgulanması gereği ortaya çıkmaktadır. Kongrelere gelince, bir tek yabancı bilim insanı davet edildi diye uluslararası katılımlı olan bir sempozyum, uluslararası bir sempozyum olarak nitelendirilemez. Böyle bir şey dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir.


Bu gibi fikir sahtekarlıklarına göz yummak demek;


1) Üniversitelerimizin kalitesini değil arttırmak, giderek daha da çok bozulmasına katkıda bulunmak demektir,


2) Binbir umutla geleceğe hazırlanan ve genç olmanın gereği idealist olan gençlerimize kötü örnek olmak ve onları bilim etiğinden uzak yanlış yollara sürüklemek demektir,


3) Gerçek bilim insanlarının yaptıklarına haksızlık etmek demektir,


4) Daha da vahimi üniversitelerin geleceği ile oynamak, ülkemizin geleceğine zarar vermek demektir.


Eğer üniversiteler bilimde etik konusuna gereken hassasiyeti göstermezlerse, bu tip sahtekarlıklara göz yumarlarsa, ülkelerine ve gelecek nesillere en büyük kötülüğü yapmış olurlar. İyiye, güzele, doğru olana yelken açmak yerine ülkedeki yozlaşmayı daha da hızlandırmış olurlar ve bunun vebali altından kalkamazlar. Bu konu hakemlerin bireysel görüşlerine teslim edilemeyecek kadar önemlidir. Bilimde uyulması gereken etik kurallar ve cezai müeyyideler yönetmeliklerde yer almalıdır. Yüksek Öğretim Mevzuatı bu konuda son derece yetersizdir. Bilimde etik tabii ki, bu yazının konusu ile sınırlı değildir. Şahsen hassasiyetle üzerinde durduğum "Kişilik Etiği/Karakter Etiği" ayırımından, insan kopyalamaya kadar uzanmaktadır. Bilimde etik konusunda TÜBA bir çalışma başlatmış olmakla birlikte, Türkiye’de bildiğim kadarıyla herhangi bir yönetmelik bulunmamaktadır. İzlenmesi gereken kuralların saptanması, kriterlerin belirlenmesi ve yasallaştırılması çalışmaları için TÜBA, YÖK ve Üniversiteler Arası Kurul üyelerinden oluşan bir komisyon kurulmalıdır. Üniversite Öğretim Üyeleri Derneği'nde "Bilim ve Etik Komisyonu" bulunmaktadır. Bu kuruluştan da görüş alınarak çalışmalar ivedilikle tamamlanmalı, saptanan kurallar ve yaptırımları üniversite yönetmeliğine girmelidir.


Bunların dışında akademik yükseltmeler için hazırlanan dosyalara radyo, televizyon, gazetelerde çıkan yayınlar konulmamalı ve değerlendirmeye alınmamalıdır. Popülerlik bilimselliğin ölçütü olamaz. Ayrıca, popüler olmakla, popüler olma gayreti içinde olmayı birbirinden ayırmak gerekir. Gerçek bilim insanının popüler olma kaygısı yoktur. Tüm toplum ona karşı dahi olsa, o gerçeği yakalamışsa onu savunur. Bir bilim insanı çalışmalarından, fikirlerinden ötürü popüler olmuşsa, bu onun için çok fazla önemsenecek bir husus değildir, teşekkür eder, üzerinde durmaz. Popüler olma gayreti içinde olmak ise bilimsellikle bağdaşmayan bir hafiflik ve gayri ciddiliktir.
Bilerek bilmeyerek hatalar yapılabilir ancak yapılan hatayı sürdürmemek, farkına varıldığı anda hatadan dönmek de bir erdemdir. Araştırma- Geliştirmeye devlet bütçesinden ayırılan kaynağın fevkalade düşük olduğu, güncel kitaplara ve bilimsel dergilere ulaşmanın hiç de kolay olmadığı Türkiye’nin bugünkü koşullarında kimseden Nobel Ödülü alması (!) beklenemez, ancak bilimin yolunda olmak ve bilim etiğine uygun hareket etmek gerekir. En korkunç olanı ise kişinin bilmediğini bilmemesi, farkında olmaması, hatasını asla kabule yanaşmaması, bir de üstelik haksızlığa uğradığına inanmasıdır.


Üniversiteler diğer devlet kurumlarından farklı kuruluşlardır. Sırası gelen, belli bir yılı dolduran elemanların belli ünvanlara ulaşacağı düşüncesi ve beklentisi yanlıştır. Üniversitelerde bilimsel bakımdan güçlü elemanların ilerlemesini özendirici, zayıf elemanların ise elenmesini sağlayan bir mekanizma ödün verilmeksizin işletilmelidir. Akademik görgü ve düşünceyi kavrayabilenlerin, belli akademik kriterleri yerine getirebilenlerin üniversitede ilerlemesi, buna ulaşamayanların daha başarılı olabilecekleri diğer alanlara kaymaları gerekir.


KAYNAKLAR:
1. Hasan YAZICI, "Üniversitede Özgün Bilim Üretimi", Türkiye Bilimler Akademisi, Bilimsel Toplantılar Serileri:1; Dünya'da ve Türkiye'de Bilim, Etik ve Üniversite, s. 85 (1994).
2. Özer BEKAROĞLU, "Dünya'da ve Türkiye'de Bilimsel Sahtekarlık", KSÜ Rektörlüğü Yayınları:46, s. 5-6 (1998).

Nezhun GÖREN
Prof. Dr., Yıldız Teknik Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Biyoloji Bölümü

YAZARIN NOTU: Bu makale bir hayli kısaltılmış olarak ve maalesef yazarın izni alınmaksızın başlığı ve içeriği değiştirilerek 27 Haziran 1999 Cumhuriyet, Bilim-Teknik Dergisinde yayınlanmıştır. Aslında bu da yayın etiğine aykırı bir tutumdur.