Bilimsel Etik Kurullarının Gerekliliği
Bilimsel Etik Kurullarının Gerekliliği
ww.fbe.deu.edu.tr Prof. Dr. İbrahim ORTAŞ, Çukurova Üniversitesi, asportas@cu.edu.trBilim yapan kişilerin en başında bilmesi gereken bilimin tarifi olan 'doğada var olan olay veolguların yasalarının altında yatan gerçekleri anlayıp anladığını başkalarının anlayabileceği dilde aktarması olarak adlandırabileceği gibi', bilinmeyeni bilinir hale getirme, varolan ancak görülmeyeni görünür hale getirmek ve başkalarının dikkatini konu üzerine çekmek, deşifre etmek, yalan, yanlışı, sahtekârlık ve aldatmalarla savaşmak ve gerçeği yalın hali ile açıklama sanatıdır da denilebilir. Tabii bilim yapmak ve yaymak bir bilgi ve birikim gerektirdiği için herşeyden önce konu hakkında bir tarih bilincine varmış olmak gerekir.Genelde bilimsel çalışmalarda tarih bilinci ya literatür çalışması veya önceki çalışmalar adıaltında yayınlanır. Özellikle de Yüksek Lisans ve Doktora tezlerinde buna önem verilir. Bu konuda üniversitelerimizde bilim tarihi dersleri okutulmadığı için öğrencilerin bilimsel bakışaçısı oluşmamakta, hatta hocalarımızın büyük çoğunluğunun bilim tarihi ve bilim felsefesi konusunda yetersiz olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.Üniversitelerde bilimsel araştırmanın nasıl yapılacağı ve verilerin nasıl değerlendirilip yorumlanacağı öğretilmediği için Yüksek Lisans ve Doktora öğrencileri bir önceki arkadaşlarının bilgilerine başvurarak, aynı modeli kopya etmektedirler, bezen de bu kopya kelimesi kelimesinetam olarak devam etmektedir. Konfüçyüs "Düşünmeden öğrenmek yararsız,öğrenmeden düşünmek tehlikeli." diyor. Ne aradığını bilmeden bilim yapmaya kalkmak beraberinde bu tür tehlikeli etik sorunlarını doğurmaktadır. Tez jürilerindeki hocalarımız tezleri dikkatlice okudukları zaman bir çok tezin daha önce yapılan tezlerin öncelikli olarak önceki çalışmaların olduğu gibi veya benzeri bir tezden alındığı gözlenecektir (deyim yerindeyse bilimsel gevişgetirmektedirler). Yakın geçmişte bir üniversitemizde bir Yüksek Lisans öğrencisinin bir hocanın geçmişte hazırladığı tezinden ve başka bir bölümde tamamlanmış bir tezden blok halinde işine gelsin veya -------------------------------------------------------------------------------- Page 2 gelmesin gereksiz bilgileri dahi kopya yaptığının yine bir hoca tarafından belirlendiği ve ilgili kısımlar son anda tezden çıkarıldığını duyduk. Bazen de bilimsel makalelerde başkalarının bilgileri hatta bazıları başkalarının orijinal makalelerini biraz modifiye ederek kendi emekleri imiş gibi göstererek yayınlamaktadırlar. Hele yabancı bir dilde bir makale ve yayınsa olduğu gibiçevirip kendi bulgusu ve yaratısı imiş gibi yayınlamaktadırlar. Fakat sık sık duyarız gazete ve dergilerde bilmem hangi profesör bilimsel hırsızlık yapmıştır diye. Bilmem hangi hoca tezininönemli kısmını şu şu tezlerden olduğu gibi kopya yaparak tamamlamıştır. Ülkemizin önde gelenve bir dönem bu ülkenin bilim kuruluşlarının başında uzun süre bulunmuş olan bir büyüğümüzünyurtdışında yayınlanan bir kitabı çevirterek kendi yazdığı imiş gibi yayınladığı günlerce gazetelerde yazılmış idi. Kendi alanımızda dünyada ders notu olarak okutulan bir kitap hocalarımız tarafından önsözü dahi aynen çevrilerek kendi yazdığı imiş gibi basıldığı bir çokmeslektaşımızın bilgisi dahilindedir. Yine tabii bunlar çok ayyuka çıkıp şikayet konusuolanlardır. Bir de şikayet konusu olmayan nice bilimsel hırsızlıklar var. Başkalarının ürettiği projeleri birşekilde elde edip materyal ve metot yaklaşımında değişiklikler yaparak proje verenlerin olduğu ve bu yetmiyormuş gibi bir de projelerinde hiç bir şey yapmadan yapmış gibi veri üretenler deyok değildir. Bulgularını beğenmeyip şöyle olmalıdır deyip kitabına uyduranların haddi hesabıyoktur. Kafadan rapor yazıp raporu süsleyerek göz boyayanları duydukça tüylerimiz ürperiyor. Üniversitelerde özellikle de Yüksek Lisans ve Doktora derslerinin bir kısmının özellikle de bazıhocalar tarafından işlenmediği sık sık öğrencilerin şikayet konusu olmaktadır. Adına açtırdığıders bir kitabın bir bölümü bile olmayacak olan konu haftada dört saat olarak ilan edildiğinigörünce içinizde dersin içeriği ve önemini sormak geliyor. Biraz derinlemesine işlediğinizde,dersi verenin konu ile yakından uzaktan bir ilgisinin olmadığı bırakın araştırma yapmayı en basit fakülte dergilerinde bile bir yayınının olmadığını göreceksiniz.Projeden demirbaş almış gibi gösterip gerçekten almayıp yalan ve yanlış beyan verenlere ne demeli? Bir üniversitemiz adına yurt dışında doktora yapan sözüm ona bir araştırmacı yurtdışıdönüşü kadro alabilmek için kendi kafadarı bir arkadaşı ile yurtdışında ön denemede elde ettiği sonuçlarını yayınlatmaya çalıştıkları zaman yakalanır ve neyse ki kınama cezası ile cezalandırılırlar. Tabii bunlar benim duyduklarım veya tanık olduklarımdır. Eminim ki herkesin -------------------------------------------------------------------------------- Page 3 bildiği çok daha fazla vaka vardır. Bütün bunlar duyuldukça halen şark zihniyetinin neresindeolduğumuzu derin derin düşündükten sonra ve Hüseyin Batumanın 'Bilim ve Şarlatanlık' kaynağının ne denli önemli olduğu bir kez daha anlaşılmaktadır. Etik olarak hiçbir yeri olmayan bu kişilerin gerçekten ruh halleri incelendiğinde kendileri ile barışık olmayan, halk deyişiyle açgözlü, bencil ve emek vermeden bir yerlere gelmek isteyengünün insanları oldukları anlaşılacaktır. Tabii millet olarak hafızamız zayıf olduğu için bukonudaki hafızamız da zayıf olup iki gün sonra unutulduğu için kimin neyi nereden aldığıunutuluyor. Bu tür teşebbüslerde bulunan kişiler de kurnaz oldukları için kısa sürede bunlarıunutturup yola devam ediyorlar. Tabii soru bu kişilerin bilime ve memlekete faydası ne diyesorulduğunda faydasından çok zararı var olduğu memleketin şimdi içinde bulunduğu durumun eniyi göstergesidir. Bunlar ki memleketin başına bela olanlardır. Hiç bir şeye faydaları olmadığıgibi, ülkemizin uluslararası alandaki itibarını da zaman zaman zora soktukları bilinmektedir. Ayrıca bu tür sahtekarlıklarla elde ettikleri artı değerden dolayı başkalarını da bu yola teşvik etmektedirler. Bu tür kalpazanların cevabı bilimin tarifinde olduğu gibi yalanı, yanlışısahtekarlığı teşhir etmekten geçmektedir. Yakın geçmişte yaşadığımız depremin öğrettiğinden deanlaşıldığı üzere artık onurlu bir yaşam için güzel için, topumun mutluluğu ve sağlığı için sahtekarlığa yalana köşe dönmeciliğe son vermek için bu ve benzeri kişilerin teşhir edilmesi gerekmektedir. Bu bağlamda bağımsız bir birim oluşturulmalı ve bilimsel anlamda sahtekarlık yapan veya yüz kızartıcı suç işleyenler bir şekilde teşhir edilmeli. Yapılan şikayetler en ince ayrıntısına kadar incelenmeli, Mahkemelikse mahkeme sonucubeklenilerek ve gerçekten bu tür yüz kızartıcı suçu işleyenler her yıl bir bülten aracılığı ile kamuoyuna açıklanmalıdır. Böylece ülkemizde bilimin gelecekteki sağlıklı işlevi kısmen de olsa sağlanmış olacaktır. Buşekilde diğer kurumlara da örnek teşkil ederek bir nebze olsun yalanın, yanlışın, rüşvetin ve kalpazanlığın frenlenmesine yardımcı olunabilir diye düşünüyorum. Bilim Etiği uzuntartışmalardan sonra özellikle de son zamanlara bilimsel aşırmaların yaygınlaştığı bir dönemde -------------------------------------------------------------------------------- Page 4 TÜBİTAK bünyesinde bir merkez kuldu ve TÜBA 1 Aralık 2001 tarihinde yaptığı toplantıda Bilimsel Araştırmalarda Etik ve Sorunları başlıklı raporda 6 temel ilke açıklamıştır. Bunlar; 1. Gerçeğe UygunlukVeriler, sadece bilimsel yöntemlerle yürütülen gerçek deney ve gözlemlerden elde edilmeli ve yorumlar ve değerlendirmesinde bilimsel yöntemlerin dışına çıkılmaz. Bu bağlamda elde edilmişveriler saptırılamaz, elde edilmemiş sonuçlar araştırma sonuçları imiş gibi gösterilemez. 2. Bilimsel Araştırmanın Zarar VermemesiBilimsel araştıra sürecinde deneklerin zarar görmemesi, deneklerin bilgilendirtmesi gibi sağlık konusunda bilgilendirmeyi zorunluluk arz etmektedir. Deney hayvanlarının acı çekmemesi dikkate alınmalıdır. 3. Sorumluluk ve Haklar Bilim insanı araştırama bulgularını ile ilgili olarak toplumu bilgilendirmek ve olası zararlıuygulamalar konusunda uyarmak zorundadır. Ayrıca bilim insanı kendi vicdani kanaatine görezararlı sonuçlar doğuracak araştırmalara katılmama hakkına sahiptir. 4. YazarlarAraştırma sonuçları araştırmayı yapanların tümünün isimleri katkıları oranında yayınlanır. Araştırmanın planlanması, yürütülmesi ve yayına hazırlanmasında etkin katkıda bulunmamışkişilerin isimleri yazar listesinde yayınlanamaz. 5. Kaynak Gösterme ve Alıntılar Araştıra sonuçlarının yayınlanmasında yararlanılan, kitap, dergi ve her türlü alıntı kaynağıbelirtilmek zorundadır. Evrensel olarak tanınan kuram ve matematiksel formüller gibi bilinenbilgiler dışındaki herhangi bir yapıt ve bilgi izin alınmadan ve kaynak gösterilmedenkullanılamaz veya yayınlanamaz. -------------------------------------------------------------------------------- Page 5 6. Akademik Etkinliklerde Etik ve Bilim İnsanıBilim insanı, akademik yaşamının bütün evrelerinde ve öğretim, yöntem, ve akademik değerlendirmelere ilişkin görevlerde bilimsel liyakatı temel ölçüt olarak kabul eder, temel etikkuralarının dışına çıkmasına göz yummaz. Eğitimin eksik verilmesi, kopyacılık, akademik ilerleme ve ödül jürilerinde bilimsel liyakat ölçülerinin dışına çıkmak, kişileri kayırmak ve benzerdavranışlar kabul edilmez. Geçen yüzyılda bilim disiplinlerinin aktivitelerini artırmaları ve bu konuda yapılan harcamalar bir yana, diğer yanda kullanılan deneklerin niteliği ilerleyen süreçte teknolojinin artışı ile yapılan aşırma ve diğer kandırma davranışları etik bilimini ön plana almış oldu. Bu konuda geçen yıllarda CBT dergide Prof. Dr. Emin Kansu ve Prof. Dr. Şevket Ruacan Bilimsel yanıltmanın: türleri, nedenleri, önlenmesi, cezalandırılması konusunda uluslar arası düzeydeki durumunu gündemegetirdiler. Kanımca çok yararlı ve ülkemizde de bir girişimin başlatılması gerekli. Bu konuda herkesin görüşlerinin alınması ve uygun bir modelin oluşturulması yararlı olur. Üniversitelerin bilim-etik kurullarını oluşturup bilimsel verimliliği ve kaliteyi yükseltmeleri yararlı olacaktır. Barbusse ''Gerçeği söyleyenler hiçbir zaman susmak zorunda değildir'' diyor. Bilim adamı, sorumluluğu gereği gerçeği aramak ve söylemek zorundadır. Tabii bilim adamı, bilim adamı ilkelerine göre usta-çırak ilişkisine göre yetiştirildiyse. Bu konuda biz geleceğin beyinlerini yetiştiren hocalara vicdani ve etik sorumluluğu düşmektedir. Buna bağlı olarak üniversitelerin bilim adamı yetiştirme programlarını yeniden niteliği artıracakşekilde gözden geçirmeleri gerekir. Yüksek Lisans ve Doktora programlarını yürüten Enstitülerinprogramlarına Bilimsel Araştırma Metotları dersi yanında, Tez ve makale nasıl yazılmalıkonusunda da dersleri zorunlu krediler içinde sayması anlamalı olacaktır. Doğru bilim adamıyetiştiren doğru bilimsel çalışma yapacaktır.
|
|