KORUMA KÜLTÜRÜ ve ETİK KURALLAR
KORUMA KÜLTÜRÜ ve ETİK KURALLAR
İrfan ÖNAL* http://www.kentli.org/makale/etik.htm İnsanoğlu olarak nerede bulunursak bulunalım karşımıza etik problemler çıkmaktadır; İnsan gelişmesini sürdürmekte; kararlar almakta, öyle ya da bu şekilde davranışlar sergilemektedir. Buna bağlı olarak etik sorunu ise onu umursayalım ya da umursamayalım göz ardı edemeyeceğimiz bir şekilde günlük yaşamımızın içinde yer almaktadır. İnsanoğlunun olaylar karşısında takındığı tavır ve aldığı kararlar farklılıklar içerebilir, bu durum aynı zamanda kültürün bir parçasıdır da. Bu noktadan hareketle kültürü bütüncül bir anlamda insanın “yaptıkları” ve “ettikleri” şeklinde tanımladığımız zaman, yaşanan ve böylece ortaya çıkan, kültür olarak sahiplendiğimiz mirasın, gelecek kuşaklara işlevsel nitelikte iletilebilmesi konusunda, sürdürülebilir korumanın nasıl sağlanacağı problemiyle karşılaşmaktayız. Söz konusu problem, içinde yaşadığımız ortam ve zaman dilimindeki davranış biçimlerimizle ilgilidir. Kültürel varlıkların korunması “nitelikli” bir korumayı gerektirir düşüncesinden hareket edersek kurumsal ve fiili koruma çabalarının muhakkak bir araçla desteklenmesi gereksinimi ortaya çıkmaktadır. Bu gereksinim, günümüzde yaşanan kültürel varlıkların deformasyonu ya da korunamaması sorunlarının neticesinde belirmiştir. Bu gereksinimi karşılamak için Kültür Bakanlığı ve akademik çevrelerce koruma kültürünün etkin bir biçimde oluşmasını sağlayacak aracın etik kurallar olacağı çok fazla tartışılmamaktadır.
Ahlak felsefesi olarak tanımlayabileceğimiz “etik”i insanoğlunun doğasında varolan “doğru” davranış kalıpları çerçevesinde şekillendirdiğimizde, insana hiç de yabancı olmayan,bilakis onun içinden çıkan ve benimsemekte hiç zorlanmayacağı kurallar bütünüyle karşılaşmaktayız. Etik kurallar sistemini kültür varlıklarımızın korunmasında etkin hale getirmek, bu alanda günümüzde karşılaştığımız sorunları çözebilecek ve kültürel varlıkların korunmasında kurumsallaşmayı etkinleştirecek etkili bir enstrümana sahip olmamızı sağlayacaktır. Etik, kurumlar ve haklarla ilgilidir, günümüzde bahsedilen tüm evrensel değerler, kurallar, başta insan hakları olmak üzere, etik kavramından doğmuştur. Böyle olmakla birlikte etik kurallar, hukuksal alanın yerini almaktan öte, bu alanı tamamlayıcı niteliktedir ve kurumsallaşmayı destekler. Kültürel varlıkların korunması her şeyden önce bir bilinç meselesidir. Sorun oluşturan konu ise bu bilincin iktisadi kalkınmayla birlikte mi geliştiği yoksa toplumların davranış biçimlerinde olan ya da uyandırılabilecek olması mıdır? Burada şu örneği vermek yerinde olacaktır; İtalyanların aileye ve ailenin şanına yönelik olarak “familya ad honore” diye ifade ettikleri geçmişe yönelik saygıları, onu varlık sebebi saymaları ve bugün ne olursa olsun baba ocağını elden çıkarmamaları İtalyan toplumunun kültür varlıklarını ayakta tutmaktadır ve bu alandaki etkin örneklerden biridir.
Ülkemizde ise koruma bilincinin yerleştirilmesine katkı sağlayacak faaliyetlerin başında; kültürel varlıklara sahip çıkmanın, insanımızın kendisine ve geçmişine olan saygısının bir ifadesi olduğunun hatırlatılması gelmektedir. Kültür kavramı aynı zamanda kendi içinde “koruma” kavramını da barındırmaktadır. Geçmişte olanların görülebilir kanıtı olan “varlıklar”, günümüze ulaşamaz ve nesiller onlara “dokunamazsa”, tarihi ve kültürümüzü öğrenmemiz ve kişilikli bir toplum olmamız da güçleşecektir.
Türkiye’de bugün yürürlükte olan Kültür Varlıklarını Koruma Mevzuatı’nın en önemli öğelerinden biri, kuşkusuz Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulları’dır. Tüm olumlu çalışmalarına rağmen, bu kurullarca verilen kararların kendi içinde ya da benzeri durumlarla çelişkiler gösterdiği de bilinmektedir. Kaldı ki; akademisyenlerin katkılarının yadsınamayacağı ve kendine özgü yapılanma şekli içinde olan bu kurulların, koruma kültürüne katkılarının arzulanan düzeyde olmadığını söylemek de mümkündür, Bu konuda, ülkemizde yasal, idari ve sosyo-ekonomik seviye ile ilgili tüm aksaklıklar, çeşitli platformlarda tartışıla gelmekte ve çeşitli öneriler sunulmaktadır. Bugüne kadar bu alanda ülkemizde oluşturulan tüm yasal düzenlemeler ve uygulamaların sonuçları göstermektedir ki, kültürel varlıkların korunmasının etik boyutunun düşünülmesi, kurumsal ve fiili faaliyetler olarak iki temel başlığa ayırabileceğimiz koruma çabalarına ilave olarak etik kuralların oluşturulması, zorunluluğu doğmuştur.
Dünya’da etik kurallar (Code of Ethics) birçok alanda oluşturulmuş olup uygulandığı alandaki tüm ilişkileri düzenlemektedir. Kültürel varlıkların korunması konusunda ise UNESCO başta olmak üzere ICOM (The International Counsil of Museums), ICOMOS (International Counsil on Monuments and Sites) ve ICCROM (International Centre for the study of the Preservation and Restoration) gibi örgütlerin bünyelerinde örnek alınabilecek çalışmalar sürdürülmektedir, bu çalışmalar; kültürel varlıkların transferi sırasında gerek bireylerle kurumlar, bireylerle toplum arasındaki ilişkileri düzenlemekte gerekse hırsızlık, kanun dışı edinim, yasak kazılar ve illegal transferi yasaklayıcı önlemleri içermektedir. UNESCO tarafından çeşitli anlaşmalarla kurulmuş olan, Kültürel Varlıkların Değişimini Yapanlar için oluşturulmuş etik kurallar ICOM tarafından Müzeler ve müzeciler için oluşturulmuş etik kurallar ile paralellik oluşturmaktadır bu da tüm bu çalışmaların, kültürel varlıkların yok olmasını önleme konusunda, müzeler, sivil toplum örgütleri, hükümetler, yerel yönetimler ve profesyoneller arasındaki bir koordinasyonun sonucunda olacağını göstermektedir. Ülkemiz için de Koruma konusuyla ilgilenecek kişilerde aranacak niteliklerin, değişik meslek gruplarının birbirleri arasındaki ilişkilerin, korumadan doğrudan ya da dolaylı olarak sorumlu kamu kurum ve kuruluşlarının rollerinin yeniden düzenlenmesiyle uygulama öncesi ve sonrasında uyulması gereken temel esasların belirlenmesi gibi konuları içerecek bir “Koruma Etiği Belgesi”, ilişkilerin netleşmesi ve doğruların bulunmasında önemli bir rol oynayacaktır. Böylece tarafların rollerinin gereklerini eksiksiz olarak yerine getirmeleri sağlanarak, ülkemizde koruma kültürünü yerleştirme çabalarına ve dolayısıyla bu alandaki kurumsallaşmaya doğru önemli bir katkı sağlanacaktır. Koruma etiği kurallarının tartışılacağı, kültür ve tabiat varlıklarını koruma kaygısı taşıyan, kamu, sivil kuruluşlar ile bireysel çalışmaları bir araya getirecek bir toplanma ve tartışma platformu en kısa zamanda gerçekleştirilmelidir.
Kaynaklar
Ethics-consepts and problems-Ioanna Kuçuradi
Türkiye’de Tarihi Kent Dokularının Korunması ve Geleceğe Taşınması Sempozyumu (Antalya - Şubat,2002) – İlber ORTAYLI
Çevre Felsefesi – Hasan ÜNDER
1. Ulusal Kültür Kongresi,İzmir – Kasım 1997 - Ruşen KELEŞ
International Code of ethics for dealers in Cultural property, UNESCO Conventions
*Kültür Bakanlığı Müfettişi
|
|