ETİK KAVARMI VE YOLSUZLUKLA MÜCADELE
Yolsuzluk, son yıllarda Dünyanın gündemini işgal eden en önemli konulardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Gerçekten Avrupa Konseyinde ve Birleşmiş Milletlerde yolsuzlukla ilgili olarak yapılan çalışmalarda, bu kriminolojik ve sosyolojik olayın basit bir rüşvet veya başkaca bir haksız menfaat temin etmenin ötesinde, demokratik rejimleri tehdit eden, gelir dağılımını bozan hatta ekonomik düzeni kökünden sarsan bir olgu olduğu kabul edilmiştir.
Bugün için yolsuzluk, toplumların güvenlik ve istikrarını tehlikeye düşüren, toplumsal, ekonomik ve siyasal gelişmeyi tehdit eden, demokrasi ve erdem özlemlerini çökerten bir ana toplumsal sorun olarak kabul edilmektedir. Küreselleşme süreci çerçevesinde bir taraftan mal, hizmet ve emek pazarlarının ulusal sınırların dışına taşması ve diğer taraftan yasadışı eylemlerin uluslararası bir nitelik kazanması nedeniyle, insanlığı uygarlığın başladığı zamandan beri kemiren bu hastalık, uluslararası bir nitelik kazanmış durumdadır. Yeryüzünde rüşvet ve buna benzer kamu düzenini bozan yöntemlerin yüzyıllardır mevcut olduğu ve rüşvetin tarihçesinin devletlerin tarihleri kadar eski olduğu da bir gerçektir. Yolsuzluğun geçmişi, insan topluluklarının yöneten-yönetilen olarak kendi içinde ikiye ayrılmasına kadar uzanır. Yöneten-Yönetilen ayrımının olmadığı bir toplumda kamusal içerikli yolsuzluktan söz etmek de imkansızdır.
İnsanoğlunun bugün ulaştığı evrim düzeyi, yolsuzlukları olanaksız kılacak bir olgunluk düzeyinde değildir. İnanç sistemleri içindeki, tanrı ve cehennem korkusunun, genellikle insanoğlunu her eyleminde dürüst olmaya yöneltmediği bilinmektedir. Kültürün, Etik’in ve yasaların inanç sisteminin de ki günah korkutmasından genellikle daha etkili olduğu da bilinen bir olgudur. Bu nedenle gelişmiş sanayi toplumlarında yolsuzluğun yaygınlık derecesi daha azdır. Kuşkusuz bu, büyük yolsuzluklar bakımından bu ülkelerin öne geçmesini engelleyici de değildir.
Bu nedenle gelişmiş dünya ülkeleri yolsuzlukla mücadele de Etik kavramını önemini kavramış ve toplumsal yapıda Etik Değerleri yaygınlaştırmak adına mevzuat düzenlemelerine gitmiştir. Keza bu mevzuat yenilemesine istinaden de yeni kurumsal yapılar oluşturmuşlardır.
Bu çerçevede çıkan uluslararası mevzuattan bazıları aşağıdaki gibidir.
1-Birleşmiş Milletler “Kamu Görevlileri için Uluslar arası Davranış Kuralları”
2-OECD “Uluslar arası Ticari İşlemlerde Yabancı Kamu Görevlilerine rüşvetin Önlenmesi Sözleşmesi”
3-Uluslararası Ticaret Odası “Rüşvet ve Yolsuzlukla Mücadele İçin davranış Kuralları”
4-Avrupa Ombusdman Enstitüsü “İyi Yönetişim İçin Davranış Kuralları”
5-Avrupa Konseyi “Kamu Görevlileri İçin Davranış Kuralları”
Bunun yanında ülkemizde de Devlet Memurları Kanunun Başta olmak üzere, Mal Bildirimi Ve Rüşvetle Mücadele Kanunu, Kara Para ile Mücadele hakkında ki 4208 sayılı kanun, Ombusdmanlık hakkında ki kanun ve son olarak Kamu Görevlileri Etik Kurulu Kurulmasına ilişkin Kanunlar ile mevzuat düzenlemeleri yapılmış durumdadır.
Bugünlerde ise Devlet Sırları Kanunu, Dokunulmazlık ile ilgili mevzuat, Siyasi Partilerin Finansmanı konularında da düzenlemeler yapılması gündemdedir.
Ancak tüm bu mevzuat düzenlemeleri yolsuzlukların önüne geçmeye yetmemektedir. Yolsuzluk tanım itibariyle tek taraflı bir işlem değildir. Konunun Devlet Memuru tarafı olduğu kadar, siyasetçi ve işadamı ayağı da bulunmaktadır. Kısaca komplike bir olaydır.
İdare, kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında açıklık, saydamlık, hesap verebilirlik, tarafsızlık, dürüstlük, objektiflik ilkeleri teminat altına alındığında ve kamu yararına uygun işlediğinde etkili ve verimli işleyebilir. Dürüst, güvenilir ve adil kamu hizmeti kamuya olan güveni artırdığı gibi, iş dünyası için de uygun bir ortam oluşturur ve bu suretle piyasaların iyi işlemesine ve ekonomik gelişmeye katkıda bulunur. Kamu yönetiminde etik, iyi yönetimin temel anahtarıdır.
Etik davranış kuralları ile yasalar arasında yakın bir ilişki vardır. Yasaların kimi zaman düzenlemekte yetersiz kaldığı öznel durumları etik davranış kuralları düzenlemekte, belli bir statüye tâbi olanların nasıl davranmaları gerektiği yönünde kurallar koymakta ve böylece bu kurallara uyulmasını sağlamaktadır.
Kamu görevlilerinin hizmet verdiği kişilere karşı sorumluluk bilinci içerisinde davranmasını sağlayan etik davranış ilkeleri, kamu görevlilerinin hizmetten yararlananlara karşı hukuka uygun, adaletli ve objektif işlem ve eylemlerde bulunmalarını amaçlamakta, hizmet sunumunda kalite ve standardı gözetmekte ve bazı kamu hizmetlerinin yürütülmesi sürecinde karşılaşılan yakınma ve şikâyetleri gidererek kamu hizmetlerinin etkin, verimli ve düzenli sunulmasını sağlamayı hedeflemektedir.
Kamu görevlileri seçilerek ya da atanarak getirildikleri görevleri yerine getirirken kendilerini hukuka uygunluk, adalet ve dürüstlük ilkeleri çerçevesinde, güven verici bir şekilde hareket etmeye zorlayan idari sorumlulukla bağlıdır. Bu sorumluluğun esası kamu görevinin, seçilmiş ya da atanmış olsun kişisel bir kazanç ya da çıkar sağlamak amacıyla kullanılamamasıdır.
Vatandaşlar, tüm kamu görevlilerinin görevlerini yerine getirirken en yüksek ahlâkî ölçülere göre davranmalarını ve kamu yararına uygun hareket etmelerini beklemektedir. Kamu görevlileri kanun ve mevzuat hükümlerine, bunların öngördüğü yaptırımlara uygun davranmak zorunda oldukları gibi, kamuoyu denetimine de tâbidir. Kamu görevlilerinin, görevlerini ifa ederken kamuoyunun denetimine tâbi olmaları, kamu hizmeti ifa etmelerinin doğal sonucu olarak kabul edilmektedir.
Anılan nedenlerden dolayı yolsuzlukla mücadele için Etik ilkelerin toplumun tüm bireyleri ve devletin kurumlarını temsil etmekte olan bireyler tarafından kabul edilmesini sağlamak ve toplumsal bir kabulün oluşmasını temin etmek anmacıyla “Etik Türkiye Platformu” oluşturulmuştur.
|